Nişanın Bozulması Halinde Hediyelerin İadesi Davası

  • Ana Sayfa
  • Blog
  • Nişanın Bozulması Halinde Hediyelerin İadesi Davası
Nişanın Bozulması Halinde Hediyelerin İadesi Davası

Nişanlanma, Türk Medeni Kanunu’nun 118. maddesi uyarınca bir kadın ve bir erkeğin karşılıklı evlenme vaadiyle kurdukları, aile hukukuna özgü bir sözleşme olmaktadır.

Türk Medeni Kanunu madde 118:

Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. 

Nişanın evlilik dışındaki bir sebeple sonlanması durumu, hukuk sistemimizde hediyelerin iadesi, maddi tazminat ve manevi tazminat olmak üzere üç temel başlık altında düzenlenmetedir.

Nişanlılığın Hukuki Niteliği ve Sona Erme Halleri

Nişanlılık esasında, Türk Medeni Kanunu’nun 118. maddesinde "evlenme vaadi" olarak tanımlanan ve aile hukukuna özgü, kendine has kuralları olan bir sözleşme olmaktadır.

Bu bölüm, nişanlılığın yasal temelini ve bu hukuki ilişkinin hangi durumlarda sona erdiğini kaynaklar ışığında detaylandırmaktadır.

Nişanlılığın hukuki niteliğine baktığımızda da diyebiliriz ki nişanlanma, bir erkek ve bir kadının karşılıklı evlenme iradelerini açıklamalarıyla kurulan bir aile hukuku sözleşmesi şeklindedir. Türk Medeni Kanunu’nda bu sözleşmenin kurulmasını bir şekil şartına bağlamamıştır. Yani bu sözleşme için yazılılık veya resmiyet öngörmemiştir; tarafların iradelerini açıkça veya örtülü (yüzük takılması gibi) şekilde beyan etmeleri yeterli olmaktadır.

Türk Hukuk Mevzuatımıza göre nişanın hukuken korunabilmesi için tarafların farklı cinsiyette olması, evlenme vaadinde bulunması ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekmektedir.

Tam ehliyetli olmayanlar (küçükler veya kısıtlılar) ancak yasal temsilcilerinin rızasıyla geçerli bir nişanlılık kurabilecektirler.

Yargıtay yerleşik içtihatlarında nişanın varlığını kabul etmek için genellikle tarafların aileleri ve yakın çevresi önünde gerçekleşen, yöresel örf ve adetlere uygun bir merasim veya duyuru (ilan) yapılmasını aramaktadır.

Nişanlılık, taraflara birbirlerini evlenmeye zorlama hakkı tanımamaktadır. Bundan mütevellit nişandan cayma durumunda ödeneceği kararlaştırılan "cezai şart" veya "cayma tazminatı" sözleşmeleri hukuken geçersiz olmaktadır.

Nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve bundan dolayı da bu işlem vekil aracılığıyla yapılamamaktadır.

Nişanlılık ilişkisi, tarafların evlenmesiyle de son bitebileceği gibi, çeşitli iradi veya irade dışı sebeplerle de son bulabilir. Nişanlılığı sonlandıran sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Evlenme: Nişanlılığın asıl amacı olan resmi nikahın kıyılmasıyla bu hukuki statü sona erer.

  2. Tarafların Anlaşması (İkale): Nişanlılar, karşılıklı rızalarıyla nişanı her zaman sona erdirebilirler.

  3. Tek Taraflı Bozma (Nişanı Bozma): Taraflardan birinin tek taraflı irade beyanıyla evlenmekten vazgeçmesidir. Bu beyanın geçerli olması için karşı tarafın kabulü gerekmez. Nişanın haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı bozulması, maddi ve manevi tazminat sorumluluğunu doğurabilir.

  4. Evliliğin İmkansız Hale Gelmesi: Nişanlılardan birinin ölmesi veya taraflar arasında evlenmeye engel kesin bir yasal engelin (örneğin taraflardan birinin başkasıyla evli olduğunun ortaya çıkması) doğması durumunda nişan sona erer.

  5. İkinci Kez Nişanlanma: Taraflardan birinin başkasıyla nişanlanması, önceki nişanı zımnen sona erdirir.

  6. Cinsiyet Değişikliği: Nişanlılardan birinin cinsiyet değiştirmesi durumunda evlenme vaadinin temeli çökeceğinden nişan geçersiz hale gelir.

 Dikkatinizi Çekebilir : Nişan Bozma Sebebiyle Tazminat Davası

Nişanlılığın başından beri hükümsüz olduğu yani mutlak butlana tabi olduğu durumlar söz konusu olup bu durumlar şu şekildedir:

  • Türk Hukuk sistemimizde evli bir kişinin bir başkasıyla nişanlanması mümkün değildir; böyle bir durumda kurulan "nişan" hukuken geçersizdir yani başından beri hükümsüzdür. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda aile hukuku hükümleri değil, genel haksız fiil hükümleri uygulanır olup görevli mahkeme Aile Mahkemesi değil, Genel Mahkemelerdir olmaktadır.

Ezcümle nişanlılık, tarafların serbest iradesine dayanır bir müessesedir ancak sona ermesi halinde ciddi mali ve manevi sonuçlar doğuran, kanunla koruma altına alınmış bir aile hukuku müessesesi olmaktadır.

Evlenme Vaadinden Kopuş

Nişanlılık, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 118. maddesi uyarınca bir kadın ve bir erkeğin karşılıklı "evlenme vaadiyle" kurdukları hukuki bir birliktelik olmaktadır. Ancak bu vaat, taraflara birbirlerini evlenmeye zorlama hakkı tanımamaktadır.

Nişanlılıkta tarafların belli sınırlar dahilinde cayma özgürlüğü vardır. Nişanlılık süreci devam ederken taraflardan birinin evlenme iradesinden vazgeçmesi, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olan "evlenme özgürlüğü" kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, nişan sözleşmesine tarafların birbirlerini evlenmeye zorlaması için koydukları "cezai şart" veya "cayma tazminatı" gibi hükümler hukuken geçersizdir.

Evlenme vaadinden kopuş, yani nişanın bozulması, tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşebilmektedir ve bu beyanın sonuç doğurması için karşı tarafın kabulü gerekmemektedir.

Evlenme vaadinden dönmek her ne kadar kişisel bir hak olsa da, bu hakkın haklı bir sebep olmaksızın kullanılması veya bir tarafın kusuruyla nişanın sona ermesine yol açması, karşı taraf için maddi ve manevi tazminat talep etme hakkını doğurmaktadır.

Evlenme dışındaki sebeplerle (ölüm, bozma vb.) nişanın sona ermesi

Nişanlılık ilişkisi sadece tarafların evlenmesi ile sona ermemektedir. Nişanlılığı sona erdiren ve özellikle "hediyelerin iadesi" sürecini başlatan evlenme dışındaki halleri şöyle sıralayabilmekteyiz:

  • Nişanı Bozma (Cayma): Taraflardan birinin evlenme vaadinden tek taraflı olarak vazgeçmesidir. Bu durum, nişanın sona ermesinin en yaygın yolu olmaktadır.

  • Tarafların Anlaşması (İkale): Nişanlıların karşılıklı olarak anlaşarak evlenme vaadinden vazgeçmeleri ve nişanı sonlandırmalarıdır.

  • Ölüm ve Gaiplik: Nişanlılardan birinin ölümü veya hakkında gaiplik kararı verilmesiyle nişanlılık ilişkisi kendiliğinden sona ermektedir. Bu durumda da mutad dışı hediyelerin iadesi gündeme gelebilir.

  • Evlenmenin İmkansız Hale Gelmesi: Taraflar arasında evlenmeye engel kesin bir yasal engelin ortaya çıkması (örneğin taraflardan birinin başkasıyla evli olduğunun anlaşması) nişanı sona erdirir.

  • İkinci Kez Nişanlanma: Taraflardan birinin bir başkasıyla nişanlanması, önceki nişan sözleşmesini zımnen sona erdiren bir irade beyanı olarak kabul edilir.

  • Cinsiyet Değişikliği: Nişanlanma farklı cinsiyetteki kişiler arasında yapılabileceğinden, taraflardan birinin cinsiyet değiştirmesi durumunda nişan geçersiz hale gelir.

Nişanın evlenme dışındaki herhangi bir sebeple (ölüm, bozma, anlaşma vb.) sona ermesi halinde, nişanlıların birbirlerine veya ailelerin diğer nişanlıya verdiği "alışılmışın dışındaki (mutad dışı) hediyelerin" iadesi talep edilebilmektedir. Bu iade ve tazminat hakları için nişanın sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre (zamanaşımı) bulunmaktadır.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Verilmesi (TMK m. 122)

Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi, nişanlılık ilişkisi evlenme dışındaki bir sebeple (bozulma, ölüm, anlaşma vb.) sona erdiğinde tarafların birbirlerine verdikleri hediyelerin akıbetini düzenlemektedir

Türk Medeni Kanunu madde 122:

Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. 

Kanun koyucu, evlilik beklentisiyle yapılan bu ekonomik paylaşımların, beklentinin gerçekleşmemesi halinde iadesini öngörmektedir.

Bu noktada da dava hakkı olanlar sadece nişanlılar değil; nişanlıların anne ve babaları veya onlar gibi davranan (örneğin amca, teyze gibi aile büyükleri) yakınları da verdikleri hediyelerin iadesini isteyebilmektedirler.

Dava, hediyeyi kabul eden diğer nişanlıya karşı açılır olup davalı diğer nişanlıdır. Üçüncü kişilere (örneğin nişanlının kardeşine) verilen hediyeler bu davanın kapsamında olmamaktadır.

Hediyelerin iadesi davasında, maddi ve manevi tazminat davalarından farklı olarak, tarafların nişanın bozulmasındaki kusur oranına bakılmamaktadır. Nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan taraf dahi, kendi verdiği alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep edebilmektedir.

Nişanlılığın sona ermesinden doğan bu dava hakkı, nişanın sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.

Takılar Kimde Kalacak? Mutad ve Mutad Dışı Hediye Ayrımının İncelikleri

Kanun, her türlü hediyenin değil, sadece "alışılmışın dışındaki" (mutad dışı) hediyelerin iadesine olanak tanımaktadır. Bu ayrım, davan için çokça önemlidir. Bu noktada mutad ve mutad dışı kavramlarını şöyle açıklayalım:

  • Alışılmış (Mutad) Hediyeler: Giyilmekle, kullanılmakla eskiyen veya tüketilen eşyalar (elbise, ayakkabı, çikolata, çiçek vb.) bu kapsamdadır ve iadesi istenemez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre nişan yüzüğü (alyans) ve tek taş yüzük de mutad hediye sayıldığından iade edilmek zorunda değildir.

  • Alışılmışın Dışı (Mutad Dışı) Hediyeler: Nişan yüzüğü ve tek taş dışında kalan tüm altın, ziynet eşyaları ve takılar (bilezik, kolye, takı seti vb.) mutad dışı hediye olarak kabul edilir ve iadesi zorunlu olmaktadır. Ayrıca araba, ev gibi yüksek değerli varlıklar da bu kategoridedir.

 

Bir hediyenin mutad olup olmadığı, tarafların maddi ve sosyal durumları ile yerel örf ve adetlere göre belirlenmektedir. Veren tarafın mali gücünü aşan, günün koşullarına göre değeri fahiş olan hediyeler, karşı tarafın haksız zenginleşmesine yol açacağı için mutad dışı kabul edilmektedir.

 

Aynen iade veya sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedelen iade

Hediyelerin iadesinde öncelikli kural, eşyanın kendisinin geri verilmesi şeklindedir.

Hediyeler mevcutsa olduğu gibi (aynen), mevcut değilse aynı nitelikte bir benzeri (mislen) iade edilmesi gerekmektedir. Eşya kullanımdan dolayı eskiyse, iade anındaki haliyle verilir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa (satılmış, bozdurulmuş veya kaybolmuşsa), sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca hediyenin parasal değeri (bedelen iade)şeklinde ödenmektedir.

Hediyelerin verildiği ancak iade edilmediği fotoğraf, video veya tanık beyanları gibi her türlü delil ile ispatlanabilir. Mahkeme genellikle bir kuyumcu bilirkişiden rapor alarak ziynet eşyalarının gram, ayar ve dava tarihindeki rayiç bedellerini tespit eder.

Hediyenin iyi niyetle elden çıkarılması halinde (mesela ihtiyaç için harcanması), elden çıkarılan değerin iadesi istenmektedir ancak kötü niyetle elden çıkarma varsa tam değerin ödenmesi gerekecektir. Davalı taraf, takıların davacı tarafın isteği ve onayı ile ortak ihtiyaçlar veya ev ihtiyaçları için harcandığını kanıtlarsa iade yükünden kurtulabilmektedir.

Nişanın Sona Ermesinde Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m. 120-121)

Nişanın bozulması, tarafların mali ve kişilik değerleri üzerinde ciddi etkiler bırakabilmektedir. Bu etkilerin telafisi için Türk Medeni Kanunu iki tür tazminat öngörmüş olup bu tazminatlar maddi ve manevi tazminattır. Ve şu şekildedir:

  • Maddi Tazminat (TMK m. 120): Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozarsa veya kusuruyla nişanın bozulmasına yol açarsa, diğer tarafa dürüstlük kuralları çerçevesinde evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar için uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu tazminatı sadece nişanlılar değil, onlar adına harcama yapan anne, baba veya onlar gibi davranan yakınları da talep edebilir. Tazminat kapsamına nişan merasimi, salon kirası, davetiye ve kuaför gibi hazırlık giderleri girer.

  • Manevi Tazminat (TMK m. 121): Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan karşı taraftan manevi tazminat talep edebilir. Ancak Yargıtay, nişanın bozulmasından duyulan her üzüntüyü tazminat sebebi saymaz; kişilik haklarının fahiş bir şekilde zedelenmiş olması (onur, şeref, namus veya aile mahremiyetinin ihlali gibi) şarttır. Hakim, tazminat miktarını belirlerken tarafların ekonomik durumlarını, kusur oranlarını ve olayın özelliklerini dikkate alır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan tazminat ve hediye iadesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, bu davalara Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri "Aile Mahkemesi sıfatıyla" bakmak zorundadır.

Genel yetki kuralı uyarınca dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Taraflardan birinin evli olduğu halde nişanlanması halinde bu ilişki hukuken geçersiz (mutlak butlan) sayılır olup bu durumda uyuşmazlık "haksız fiil" hükümlerine göre Genel Mahkemelerde (Asliye Hukuk) görülmektedir.

İspat Yükü ve Deliller

Türk Hukuk yargılamasında kural olarak, herkes iddiasını dayandırdığı vakıaları ispat etmekle yükümlü olmaktadır.

Evvela davacının, öncelikle hediyelerin nişan sebebiyle verildiğini ve iade edilmediğini ispatlaması gerekmektedir. Eğer davalı, hediyelerin kendisine verildiğini kabul eder ancak geri verdiğini veya davacı tarafın onayıyla ev ihtiyaçları için harcandığını iddia ederse, bu durumda ispat yükü davalıya geçecektir. 

Ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu karine olarak kabul edildiğinden, erkek tarafı bunların kendisinde kalmadığını ispat etmelidir.

Zamanaşımı: Sona ermeden itibaren bir yıllık hak düşürücü nitelikteki süre (TMK m. 123)

Nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan tüm dava hakları, nişanın bozulduğu veya sona erdiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.

Bu zamanaşımı süresi Türk Medeni Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenir olup bu süre; hediyelerin iadesi, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin tamamını kapsamaktadır.

Zamanaşımı, maddi hukuktan kaynaklanan bir savunma aracı (def’i) olup, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekmektedir.

Davalının zamanaşımı def'inde bulunması halinde, mahkeme davanın esasına girmeden önce öncelikle bu sürenin dolup dolmadığını incelemek ve süre geçmişse davayı usulden reddetmek zorundadır.

Bu bir yıllık süre, nişanın evlenme dışındaki bir sebeple (bozulma, ölüm vb.) sona erdiği andan itibaren işlemeye başlamaktadır.

Özel Bir Durum: Evlenmeye İzin Davaları

Evlenmeye izin davası, henüz 18 yaşını doldurmamış (reşit olmayan) veya kısıtlı kişilerin evlenebilmesi için öngörülmüş yasal bir kanun yoludur.

Kanun, yaş gruplarına göre iki farklı prosedür belirlemiş olup bu iki prosedür şu şekildedir:

  1. Olağan Evlenme (17 Yaş): 17 yaşını doldurmuş kişiler, kural olarak yasal temsilcilerinin (veli veya vasi) rızasıyla evlenebilmektedirler. Eğer yasal temsilci haklı bir sebep olmaksızın bu izni vermezse, kişi mahkemeye başvurarak evlenme izni isteyebilmektedir. Bu durumda mahkeme, yasal temsilciyi dinleyerek karar verecektir.

  2. Olağanüstü Evlenme (16 Yaş): 16 yaşını doldurmuş ancak 17 yaşına girmemiş kişiler için sadece "pek önemli" ve "olağanüstü" bir durumun varlığı halinde mahkeme kararıyla evlenme yolu açılabilir. Olağanüstü haller ise hamilelik, kadının ailesine maddi destek sağlayacak duruma gelmesi veya nişanlı kadının bakımsız ve öksüz kalması gibi durumlar Yargıtay tarafından olağanüstü hal kabul edilebilmektedir.

Bu davanın yargılama usulü şu şekilde işlemektedir:

  • Görevli Mahkeme: Her iki durumda da görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir.

  • Taraflar: 16-17 yaş arası davalar genellikle veliler tarafından "hasımsız" (davalı taraf olmadan) açılırken, 17-18 yaş arası davalarda husumet izin vermeyen veliye yöneltilir.

  • Zorunlu Dinleme: Mahkeme kararı öncesinde anne, baba veya vasinin dinlenmesi yasal bir zorunluluktur.

Hak Kayıplarını Önlemek İçin Stratejik Öneriler

Nişanlılık sürecindeki hak kayıplarını önlemek ve olası bir davada başarılı olmak için şu stratejik adımları önerebilmekteyiz:

  • Nişan hediyelerinin verildiği, takıların takıldığı anlara dair fotoğraf ve video kayıtları en önemli deliller kapsamındadır.

  • Ayrıca harcamalara ilişkin faturalar ve banka dekontları saklanmasını da tavsiye etmekteyiz.

  • Sadece "mutad dışı" (alışılmışın dışındaki) hediyelerin iadesinin istenebileceği unutulmamalıdır. Nişan yüzüğü ve tek taş gibi mutat sayılan eşyalar ile giymekle eskiyen kıyafetlerin iadesi talep edilmemelidir.

  • Hediyelerin karşı tarafa verildiğini ispat yükü davacıdadır. Ancak karşı taraf hediyeleri aldığını kabul edip "iade ettim" veya "ortak ihtiyaçlar için bozdurduk" derse, bu iddiayı ispat yükü karşı tarafa (davalıya) geçer.

  • Eğer nişanlanan taraflardan biri o sırada başkasıyla evli ise nişan geçersizdir. Bu durumda dava Aile Mahkemesi'nde değil, Genel Mahkemelerde (Asliye Hukuk) haksız fiil hükümlerine göre açılmalıdır.

  • Tüm talepler (iade ve tazminat) için nişanın sona ermesinden itibaren başlayan bir yıllık zamanaşımı süresi kesinlikle geçirilmemelidir.

  • Süreçteki usuli hataları ve hak kayıplarını önlemek adına bir aile hukuku avukatından destek alınması kritik önem taşır.