İÇİNDEKİLER
- İşçinin En Temel Hakkı
- Maaşın Geç Ödenmesi Durumunda Haklı Fesih Hakkı (İş Kanunu 24/II-e)
- Gecikme Süresi: Kaç Günlük Gecikme Haklı Fesih Sayılır?
- Geniş Anlamda Ücret Kavramına Değinirsek Sadece Maaş mıdır?
- SGK Primlerinin Eksik veya Düşük Gösterilmesi
- Haklı Fesih Süreci ve Dikkat Edilmesi Gereken Süreler
- 6 İş Günü Kuralı: Gecikmenin öğrenilmesinden itibaren feshin yapılması gereken süre (İş Kanunu m. 26)
- Fesih bildiriminde izlenecek usul: Yazılı bildirim and noter ihtarnamesinin ispat açısından önemi
- Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde feshin kötüye kullanılmaması gerekliliği
- İspat Yükü ve Yargılama Süreci
- Sık Sorulan Sosular
- Maaş 1 gün gecikse işten çıkabilir miyim?
- Patronum "param yok" diyor, yine de haklı mıyım?
- İstifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?
- Elden ödeme ispatlanabilir mi?
- Uzman Desteğinin Önemi
- Sürecin İş Hukuku Avukatı ile Yönetilmesinin Faydaları
Maaşın Geç Yatırılması Haklı Fesih Sebebi midir?
İş Hukuku mevzuatımızda işçinin yegane hakkı ücret olup bu ücretin ödenmesi de işverenin asli borcu olmaktadır.
Buna göre İş Kanunu madde 24 şu şekildedir:
Madde 24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.
İlgili maddeden de anlaşılacağı üzere İş Kanunu Madde 24/II-e “ İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse” işçi İş Sözleşmesi’nin süresini beklemeksizin derhal, haklı nedenle sözleşmeyi feshedebilmektedir. İşçinin; İş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı, "bozucu yenilik doğuran bir hak" olup kullanıldığı anda iş sözleşmesini sona erdirir.
Bu noktada hem İş Hukuku mevzuatımız hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince maaşın gününde yatırılmaması, İş Kanunu uyarınca işçiye tanınmış çok güçlü bir derhal fesih hakkı olup uygulamada da yargı organı bu konuda işçinin emeğini koruyan katı bir tutum sergilemektedir.
İşçinin En Temel Hakkı
İş hukuk mevzuatımız gereğince işçinin en temel hakkı ücret olup ücret aynı zamanda işverenin en asli sorumluluğudur.
4857 Sayılı İş Kanunu madde 32’ye göre “genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.”
Ücret İş Sözleşmesinin kurucu unsuru olmaktadır. Bununla birlikte İşçi iş görme borcunu yerine getirirken, işveren de bunun karşılığı olan ücreti ödemekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüğü aynı zamanda işverenin işçiyi korumak yükümlülüğünün bir uzantısı olmaktadır. Çünkü işçi, geçimini kural olarak emeğinin karşılığı olan bu gelirle sağlamaktadır.
Kanuni düzenlemeye göre ücretin en geç ayda bir ödenmesi esastır. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmeleri ile bu ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir ancak bir aydan daha uzun bir süre kararlaştırılamaz.
İş hukukunda işçinin hakkı olan ücret, sadece bordroda görünen "çıplak maaş" ile sınırlı değildir. Geniş anlamda ücret kapsamında değerlendirilen ve ödenmemesi durumunda hak ihlali sayılan diğer unsurlar da söz konusu olup şunlardır:
Fazla çalışma (mesai) ücretleri, hafta tatili ve genel tatil ücretleri.
Sözleşme veya işyeri uygulamasıyla kararlaştırılan prim ve ikramiyeler.
Yakacak, giyecek, erzak veya kömür yardımı gibi ayni yardımlar.
Belirtelim ki ücretin zamanında, eksiksiz ve gerçek miktar üzerinden ödenmesi iş ilişkisindeki güven unsurunu koruyan bir husustur. İşçinin ücretinin SGK'ya düşük bildirilmesi veya primlerinin eksik yatırılması da işçinin haklarının zedelenmesi anlamına gelir ve bu durum işçiye haklı fesih imkanı tanımaktadır.
Ezcümle ücret işçinin en temel hakkı olmasının yanında yalnızca bir ödeme kalemini değil, işçinin ekonomik güvenliğini, sosyal güvenlik haklarını ve emeğinin yasal güvence altındaki karşılığını temsil etmektedir .Ücret borcunun ihlali, iş ilişkisinin temelini zedeleyen en ağır yükümlülük ihlallerinden biri kabul edilir.
Maaşın Geç Ödenmesi Durumunda Haklı Fesih Hakkı (İş Kanunu 24/II-e)
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II-e bendi uyarınca, işverenin işçinin ücretini kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesaplamaması veya ödememesi durumu, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme yetkisi vermektedir.
İşçinin maaşın geç yatırılması nedeniyle iş sözleşmesini feshetmesi hakkı, "bozucu yenilik doğuran bir hak" niteliğinde olup, kullanıldığı anda iş sözleşmesini karşı tarafın kabulüne gerek kalmaksızın sona erdiren bir haktır.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken temel hususlar değinmek gerekirsae Geniş Anlamda Ücret borcu sadece aylık çıplak maaşla sınırlı olmamaktadır. Bu noktada da aşağıda sıraladığımız şu kalemlerin ödenmemesiyle de haklı nedenle fesih olabilmektedir.
Yan Ödemeler: İkramiye, prim, yakacak, giyecek, erzak veya kömür yardımı gibi ayni ve nakdi yardımlar.
Ek Çalışmalar: Fazla mesai (çalışma) ücretleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri.
Sigorta Primleri: İşçinin SGK primlerinin hiç yatırılmaması, eksik bildirilmesi veya gerçek ücret yerine düşük (asgari) ücretten gösterilmesi de işçiye haklı fesih hakkı tanır.
İş Kanunu’nda haklı fesih için geçmesi gereken spesifik bir gün sayısı (örneğin 5 veya 10 gün) belirtilmemiş olup İşçinin Haklı nedenle İş sözleşmesini feshedebllmesi için ücretin muaccel (ödenebilir) hale gelmiş olması ve İşverenin temerrüde düşmüş olması gerekmektedir.
Kısa Süreli Gecikmeler: Yargıtay, sözleşme hükmüne rağmen ücretin 1-2 gün dahi geciktirilmesini haklı fesih için yeterli bulmaktadır.
Ayrıca belirtelim ki diğer bir husus olarak İş Kanunu’nun 34. maddesindeki 20 günlük süre, işçinin "iş görmekten kaçınma" (çalışmama) hakkı ile ilgili olup haklı nedenle fesih için bu sürenin beklenmesine gerek olmamaktadır.
Ücretlerin sürekli olarak geç veya parça parça ödenmesi, feshin haklılığını güçlendiren bir unsurdur ve bu durumun "işyeri uygulaması" haline gelmiş olması işçinin hakkını ortadan kaldırmamaktadır.
İşverenin ekonomik kriz içinde olması veya ödeme güçlüğü çekmesi işçinin haklı fesih hakkını kısıtlamamaktadır.
Maaş ödemelerinin genel olarak Düzenli olması ve yaşanan gecikmenin çok istisnai ve kısa süreli olması halinde, işçinin bunu sadece işten ayrılmak için bir bahane olarak kullanması halinin (örneğin öncedenamp; başka işyeri ile anlaşması) dürüstlük kuralına aykırı bulunabilen BİR durum olduğunu belirtelim.
İşçinin, ücretin ödenmediğini öğrendiği günden itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkını kullanması gerekmektedir.
Feshin ispat kolaylığı açısından noter kanalıyla yapılması tavsiye edilmektedir.
Ücretin ödendiğinin ispat yükü işverende olmaktadır.
Haklı fesih yapan işçi, en az 1 yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Ayrıca işçi ödenmeyen tüm ücretlerini ve kullanılmayan yıllık izin ücretlerini talep edebilir. Ancak sözleşmeyi kendisi feshettiği için (haklı neden olsa dahi) ihbar tazminatı alamayacaktır.
Gecikme Süresi: Kaç Günlük Gecikme Haklı Fesih Sayılır?
İş Kanunu’nda ücretin geç ödenmesi durumunda haklı fesih için geçmesi gereken spesifik bir gün sayısı (açıkça belirtilmemektedir. Ayrıca Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir günlük bir gecikmenin dahi haklı nedenle İş sözleşmesinin işçi tarafından feshi sebebi olmaktadır.
Yargıtay, ücretin zamanında ödenmesi konusundaki hassasiyetini verdiği kararlarda şu sürelerle ortaya koymaktadır:
1-2 Günlük Gecikme: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sözleşme veya protokol hükümlerine rağmen ücretlerin 1-2 gün gecikmeli yatırılmasını dahi haklı fesih nedeni olarak kabul etmiştir
11 Günlük Gecikme: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi bir kararında, 11 günlük bir gecikmenin işçiye haklı fesih hakkı tanıdığını ve ücret ödeme zamanını keyfi olarak uzatan bir ek sürenin bulunmadığını vurgulamıştır.
Sistematik Gecikmeler: Ücretin sürekli olarak, her ay birkaç gün de olsa geç yatırılması veya parça parça ödenmesi, feshin haklılığını güçlendiren en önemli unsurlardır.
Ayrıca belirtelim ki 20 günlük süre hususu konumuz ile karıştırılmamalıdır Çünkü bu süre iş görme borcunun yerine getirilmesi ile ilgilidir.
İş Kanunu m. 34'te yer alan "ücreti; ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir" hükmü, işçinin çalışmaya devam ederken iş yapmama hakkı ile ilgili olmaktadır. Fesih için bu sürenin beklenmesine gerek yoktur: Yargıtay, 24/II-e maddesi uyarınca yapılacak derhal fesihlerde 20 günlük sürenin dolmasının bir şart olmadığı belirtilmektedir.
Ücret muaccel hale geldiği andan itibaren, işveren temerrüde düşmüş sayılmaktadır.
Eğer işyerinde maaşlar genel olarak düzenli ödeniyor ve yaşanan gecikme çok kısa süreli, istisnai bir durumsa; işçinin bunu sadece işten ayrılmak için bir bahane olarak kullanması dürüstlük kuralına aykırı bulunabilen BİR durumdur.
İşverenin ekonomik kriz veya ödeme güçlüğü içinde olması, gecikmeyi meşru kılmaz ve işçinin haklı fesih hakkını ortadan kaldırmaz
İşçinin gecikmeli ödeme nedeniyle fesih hakkını kullanabilmesi için, bu durumu (gecikmeyi) öğrendiği günden itibaren 6 iş günü içerisinde fesih iradesini ortaya koyması gerekmektedir. Eğer bu süre içinde fesih yapılmazsa, o ayki gecikme için fesih hakkı düşer; ancak sonraki aylarda gecikme devam ederse hak tekrar doğar.
Ezcümle kanunda bir alt sınır olmasa da, Yargıtay uygulamaları 1-2 günlük gecikmelerin dahi (özellikle sözleşmede net tarih varsa) haklı fesih için yeterli olabileceğini göstermektedir. Önemli olan ücretin hak edildiği tarihte (muacceliyet) ödenmemiş olmasıdır.
Geniş Anlamda Ücret Kavramına Değinirsek Sadece Maaş mıdır?
İş hukukunda ücret kavramı, sadece bordroda görünenden ve "çıplak ücret" olarak adlandırılan aylık maaş ile sınırlı olmamaktadır ve işçiye iş ilişkisi kapsamında sağlanan ve para ile ölçülebilen her türlü menfaat "geniş anlamda ücret" kapsamında değerlendirilmektedir.
Geniş anlamda ücret kavramına giren kalemler şunlardır:
Ek Çalışma Ücretleri: Fazla çalışma (mesai) ücretleri, hafta tatili ücretleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücretler bu kapsamdadır.
Prim ve İkramiyeler: İş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya işyeri uygulamalarıyla kararlaştırılmış olan prim, ikramiye, jestiyon ve benzeri ödemeler ücretin bir parçasıdır.
Ayni Yardımlar: Sözleşmeden kaynaklanan yakacak, giyecek, erzak ve kömür yardımı gibi para dışındaki (ayni) menfaatler de geniş anlamda ücret içerisinde yer alır.
Diğer Ödemeler: İş sözleşmesinin sona ermesi halinde ödenmesi gereken yıllık izin ücreti de ücret borcu kapsamında değerlendirilir.
SGK Primlerinin Eksik veya Düşük Gösterilmesi
İş hukukunda işçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik bildirilmesi veya gerçek ücretinden daha düşük bir meblağ üzerinden (örneğin asgari ücretten) gösterilmesi, işçinin sosyal gelecek haklarını doğrudan zedeleyen ağır bir ihlaldir. Bu durum, işçiye iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle derhal feshetme yetkisi vermektedir.
İşverenin primleri gerçek kazanç üzerinden yatırma yükümlülüğü, işçiyi koruma borcunun bir yansıması olup primlerin düşük gösterilmesi, işverenin daha az prim ve vergi ödeyerek haksız menfaat sağlaması anlamına gelirken, işçinin gelecekteki emeklilik haklarını ve sosyal güvenlik yardımlarını olumsuz etkilemektedir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde işçinin haklı fesih imkânı saklıdır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan, işçinin fiilen aldığı ücretin bordroda gösterilenden yüksek olması durumu ücretin eksik ödenmesi kapsamında değerlendirilecektir.
Ayrıca belirtelim ki iş ilişkisi devam ederken işçinin iradesinin baskı altında olduğu kabul edildiğinden, imzalı bordrolara karşı işçi her türlü delille gerçek ücretini ispatlayabilmektedir. Bu kapsamda banka kayıtları, tanık beyanları, işyeri yazışmaları ve emsal ücret araştırmaları (meslek odası görüşleri) önemli deliller içerisindedir.
Yan haklar ve kayıt dışı ödemelerbakımından da diyebiliriz ki fazla mesai, ikramiye, prim gibi ek ödemelerin bordroya yansıtılmaması ve dolayısıyla SGK matrahına dahil edilmemesi de primlerin eksik yatırılması sonucunu doğuracaktır.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında primlerin çalışanlara dağıtılmaması ve sigorta kayıtlarına yansıtılmaması durumunu işçi lehine haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebeplerle feshinin hukuki sonuçları bulunmaktadır ve bu sonuçları şu şekilde sıralayabilmekteyiz:
Kıdem Tazminatı: SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini fesheden işçi, bir yıllık kıdem şartını sağlıyorsa kıdem tazminatına hak kazanır
İhbar Tazminatı: Haklı bir nedene dayansa dahi, sözleşmeyi fesheden taraf (işçi) kendisi olduğu için ihbar tazminatı talep edemez
Geriye Dönük Haklar: İşçi ayrıca ödenmeyen primlerinin gerçek ücret üzerinden düzeltilmesi ve diğer işçilik alacaklarının (fazla mesai, izin ücreti vb.) tahsili için dava açabilir
Ezcümle İşverenin primleri düşük göstermesi sadece bir idari usulsüzlük değil, iş sözleşmesinin esaslı bir ihlalidir ve işçiye tazminatlı ayrılma hakkı vermektedir.
Haklı Fesih Süreci ve Dikkat Edilmesi Gereken Süreler
İşçinin ücretinin ödenmemesi veya geç ödenmesi durumunda sahip olduğu derhal fesih hakkı, belirli usul kurallarına ve yasal sürelere tabidir. Belirtelim ki bu kurallara uyulmaması, işçinin tazminat haklarını kaybetmesine sebep olabilmektedir.
6 İş Günü Kuralı: Gecikmenin öğrenilmesinden itibaren feshin yapılması gereken süre (İş Kanunu m. 26)
İşçi, haklı fesih nedenini (örneğin maaşın yatırılmadığını veya geciktiğini) öğrendiği günden itibaren 6 iş günü içinde bu hakkını kullanmalıdır.
Buna göre İş Kanunu madde 26 şu şekildedir:
Madde 26 - 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.
İlgili maddeden de anlaşılacağı üzere İş Kanunu’nun 24/II maddesi kapsamında yer alan "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" hallerine dayanan fesihlerde 6 iş günü kuralı geçerlidir.
Eğer bu 6 iş günlük süre geçirilirse, söz konusu gecikme veya ödememe vakıası için fesih hakkı düşer. Ancak ücret ödemelerindeki düzensizlik devam ediyorsa veya bir sonraki ayın maaşı da gecikirse, fesih hakkı yeniden doğar
Her halükarda, fesih gerekçesi olan fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra bu hak kullanılamaz.
Fesih bildiriminde izlenecek usul: Yazılı bildirim ve noter ihtarnamesinin ispat açısından önemi
Yasal olarak fesih bildiriminin mutlaka belirli bir şekle bağlı olması zorunlu tutulmamış olup ispat kolaylığının da hayati önem taşıdığını belirtelim. İspat kolaylığı ile ilgili şu hususlara dikkat edilmelidir:
Yazılı Bildirim: Fesih iradesinin açık, tereddüde yer bırakmayacak şekilde ve yazılı olarak ortaya konulması isabetlidir.
Noter Kanallı İhtarname: Uygulamada en güvenilir yöntem noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesidir. Bu yöntem, feshin hangi tarihte yapıldığını ve hangi gerekçeye dayandığını resmi olarak belgeler.
Sebeplerle Bağlılık İlkesi: İşçi, fesih bildiriminde hangi nedenleri ileri sürdüyse mahkeme aşamasında bunlarla bağlıdır. Bu nedenle bildirime, ücretin hangi dönemlere ait olduğu, hangi kalemlerin (maaş, fazla mesai, prim vb.) ödenmediği ve feshin İş Kanunu 24/II-e uyarınca yapıldığı açıkça yazılmalıdır.
Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde feshin kötüye kullanılmaması gerekliliği
Haklı fesih hakkı kullanılırken Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun hareket edilmelidir. Buna göre TMK Madde 2 şu şekildedir:
Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz
İspat Yükü ve Yargılama Süreci
İş hukukunda ücretin ödendiğini ispat etme yükümlülüğü kural olarak işverene aittir. Ücret ödemesi borcun ifası anlamına geldiğinden, işveren bu ödemeyi banka kayıtları, imzalı ücret bordroları veya ödeme dekontları ile kanıtlamak zorundadır. Ancak işçi, gerçek ücretinin bordroda görünenden daha yüksek olduğunu veya fazla mesai gibi alacaklarının ödenmediğini iddia ediyorsa; tanık beyanları, işyeri yazışmaları, puantaj çizelgeleri ve emsal ücret araştırmaları gibi her türlü delille bu durumu ispatlayabilir.
Yargılama süreci bakımından, işçilik alacakları için dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması yasal bir gerekliliktir. Bir iş davası ortalama 1 yıl sürmekte olup, yaklaşık masrafları 2026 yılı itibarıyla 4.000 TL civarında öngörülmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Maaş 1 gün gecikse işten çıkabilir miyim?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince maaşın maaşın bir iş günü gecikmesi bile işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilmektedir.
Ancak dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde; eğer işyerinde maaşlar genel olarak çok düzenli ödeniyorsa ve yaşanan 1 günlük gecikme tamamen istisnai bir durumsa, işçinin bunu fırsat bilerek fesih yapması hukuken geçersiz sayılabilir.
Patronum "param yok" diyor, yine de haklı mıyım?
Evet, haklısınız. İşverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü, ekonomik kriz veya nakit darlığı işçinin haklı fesih hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Yargı kararlarında işverenin mali durumu bir "mücbir sebep" savunması olarak kabul edilmemektedir; işçi emeğinin karşılığını zamanında alamadığı her durumda fesih hakkına sahiptir.
İstifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?
Normal şartlarda istifa eden işçi tazminat alamaz; ancak maaşın ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle yapılan işlem teknik olarak bir "istifa" değil, "haklı nedenle derhal fesih" (İş Kanunu 24/II-e) işlemidir. Eğer bu gerekçeyle sözleşmenizi feshederseniz ve en az 1 yıllık kıdeminiz varsa, kıdem tazminatına hak kazanırsınız.
Ayrıca belirtelim ki, sözleşmeyi kendiniz feshettiğiniz için haklı olsanız dahi ihbar tazminatı talep edemezsiniz.
Elden ödeme ispatlanabilir mi?
Evet, ispatlanabilir. Ücretin bir kısmının banka yerine elden ödenmesi ispat uyuşmazlığı yaratsa da işçi; tanık beyanları, işyeri kayıtları, yazışmalar ve meslek odalarından alınan emsal ücret görüşleri ile gerçek ücretini kanıtlayabilir.
Yargıtay, işçinin iş ilişkisi boyunca iradesinin baskı altında olduğunu kabul ederek, imzalı bordroların aksinin her türlü delille kanıtlanmasına imkan tanımaktadır.
Uzman Desteğinin Önemi
Maaşın geç ödenmesi kural olarak haklı fesih sebebi teşkil etse de, her uyuşmazlığı kendi içinde farklılıkları olduğunu; somut olaya göre değişkenlikler olabileceğini belirtelim.
Mahkeme aşamasında gecikmenin süresi, bu durumun süreklilik arz edip etmediği ve işverenin ileri sürdüğü "mücbir sebep" gibi savunmaların hukuki geçerliliği titizlikle incelenir.
Özellikle işçinin fesih hakkını kullanırken sergilediği tutum ve dürüstlük kuralına uygun davranıp davranmadığı davanın kaderini belirleyen unsurlardır.
Yanlış, eksik veya usulüne uygun yapılmayan bir fesih işlemi, işçinin en önemli hakkı olan kıdem tazminatını tamamen kaybetmesine neden olabilmektedir. Bu tip ağır hak kayıplarının önüne geçebilmek adına sürecin başından itibaren uzman desteği almak çoça mühimdir.
Sürecin İş Hukuku Avukatı ile Yönetilmesinin Faydaları
Uzman bir iş avukatı, sürecin en başından itibaren müvekkilini hukuki açıdan koruma altına alır. Fesih bildiriminin içeriğinden noter kanalıyla yapılacak ihtarın detaylarına kadar her adımın yasalara uygun atılmasını sağlayarak hatalı işlemlerin önüne geçer.
Avukat desteği, sadece iş akdinin sonlandırılmasını değil, aynı zamanda olası bir dava sürecinde kullanılacak olan hukuki zeminin de en güçlü şekilde inşa edilmesini sağlar. Bu durum, ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesinde büyük avantaj sağlar.
Arıkan Avukatlık olarak müvekkillerimize profesyonel iş hukuku hizmeti sunmaktayız.