İçindekiler
- Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama Nedir?
- Müsriflik (Savurganlık), Kötü Yönetim ve Kötü Yaşam Tarzı: Farkları Nedir?
- Hukuki Dayanak: TMK 406 Ne Diyor?
- Savurganlık Nedeniyle Kısıtlamanın Şartları
- Kimler Kısıtlama Talep Edebilir?
- Görevli ve Yetkili Mahkeme, Yargılama Usulü
- Savurganlık Nasıl İspatlanır? Deliller
- Dava Sürerken Malvarlığı Nasıl Korunur? Geçici Önlemler
- Kısıtlama Yerine Yasal Danışman Atanması (TMK 429)
- Kendi İsteğiyle Kısıtlanma (TMK 408): "Beni Benden Koruyun" Talebi
- Kısıtlama Kararının Sonuçları: Kısıtlı Neyi Yapabilir, Neyi Yapamaz?
- Kısıtlamadan Önce Satılan Mallar Geri Alınabilir mi?
- Vasi Kim Olur, Ne Yapar, Hangi İşlemler İçin İzin Alır?
- Kısıtlılığın Borçlara ve İcra Takiplerine Etkisi
- Kısıtlama Kararına İtiraz: Kanun Yolları
- Kısıtlılık Nasıl Kaldırılır? Bir Yıl Kuralı
- Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama Hakkında Yanlış Bilinenler
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç: Zamanlama ve Delil Her Şeydir
Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama Nedir?
Savurganlık (müsriflik) nedeniyle kısıtlama, malvarlığını ölçüsüzce tüketerek kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakan ergin bir kişinin, sulh hukuk mahkemesi kararıyla fiil ehliyetinin sınırlandırılması ve kendisine vasi atanmasıdır. Dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 406. maddesidir.
Kısaca bilinmesi gerekenler:
- Yalnızca "çok harcamak" yetmez; harcamaların kişiyi veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi doğurması ve bu yüzden sürekli korunma ihtiyacı bulunması gerekir.
- Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.
- Kısıtlanması istenen kişi mutlaka dinlenir (TMK m.409); dinlenmeden verilen karar kaldırılır.
- Savurganlığa dayalı kısıtlama kararın kesinleşmesinden sonra sonuç doğurur; kesinleşmeden önceki tasarruflar bu gerekçeyle iptal ettirilemez.
- Kısıtlama için yeterli sebep yoksa mahkeme daha hafif bir önlem olan yasal danışman atanmasını (TMK m.429) değerlendirir.
- Kısıtlı, en az bir yıl boyunca kısıtlama sebebiyle şikayete yol açmamışsa vesayetin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m.475).
Bu rehberde kısıtlama şartlarını, dava sürecini, delilleri, kararın hukuki ve icra hukukuna ilişkin sonuçlarını, vasinin yetkilerini ve kısıtlılığın kaldırılmasını güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında ele alıyoruz.
Müsriflik (Savurganlık), Kötü Yönetim ve Kötü Yaşam Tarzı: Farkları Nedir?
TMK m.406 dört ayrı davranış biçimini sayar ve bunlar dilekçede birlikte ileri sürülebilir. Uygulamada en çok karıştırılan üç kavram şöyle ayrılır.
Savurganlık (müsriflik), gelir ve malvarlığıyla orantısız, makul bir ihtiyaca dayanmayan ve süreklilik gösteren harcama eğilimidir. Kumar ve bahis, lüks tüketim, sürekli yenilenen kredi kartı ve tüketici kredisi borçları ile bedelsiz ya da çok düşük bedelle yapılan satışlar tipik görünümleridir.
Malvarlığını kötü yönetme ise harcama olmasa bile malvarlığını koruyacak basireti gösterememektir. Taşınmazları piyasa değerinin çok altında elden çıkarmak, kira gelirini takip etmemek, açıkça zararlı yatırımlar yapmak veya borçların faizle erimesine seyirci kalmak bu kapsamdadır.
Kötü yaşam tarzı, kişinin yaşayışının malvarlığını ve aile düzenini tehlikeye sokmasıdır; örneğin aileyi terk edip geliri başka bir yaşam alanına aktarmak veya ailenin geçimiyle hiç ilgilenmemek.
Kanun ayrıca alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığını aynı maddede düzenler. Bu davranışların hiçbiri tek başına yeterli değildir; hepsi için ortak şart, aşağıda açıklanan darlık veya yoksulluk tehlikesidir.
Kişinin kendi parasını dilediği gibi harcayabilmesi, Anayasa ve TMK'nın tanıdığı kişisel özerkliğin parçasıdır. Bu nedenle mahkemeler, zevkine göre pahalı yaşayan ama malvarlığı bunu kaldıran kişiyi savurgan saymaz; ölçü, harcamanın kişinin ve ailesinin ekonomik varlığını tehdit edip etmediğidir.
Yargıtay'ın tanımı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu savurganlığı, kişinin parasal gücünü aşan bilinçsiz ve amaçsız harcama eğiliminin alışkanlığa dönüşmesi; kötü yönetimi ise farkında olmadan ve yararını düşünmeden malvarlığını tehlikeye düşürecek şekilde hareket etmek olarak tanımlar (HGK 30.05.2014, E.2013/2289 K.2014/711).
Hukuki Dayanak: TMK 406 Ne Diyor?
Türk Medeni Kanunu m.406'nın resmî metni şöyledir:
"Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır."
Maddenin üç katmanı vardır: (1) kanunda sayılan bir davranış biçimi, (2) bu davranışın kendisi veya ailesi için darlık/yoksulluk tehlikesi doğurması ve (3) bu yüzden devamlı korunma ve bakım ihtiyacı ya da başkalarının güvenliğinin tehdit edilmesi. Maddedeki "kısıtlanır" ifadesi, şartlar oluştuğunda hakime takdir yetkisi bırakmayan emredici bir sonuç öngörür.
Kısıtlama sebepleri kanunda sınırlı sayı ilkesine göre belirlenmiştir; ergin bir kişiye vasi atanabilmesi için TMK m.405–408'deki sebeplerden birinin bulunması gerekir.
Bu sebepler usul bakımından birbirinden ayrılır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlamada (TMK m.405) resmî sağlık kurulu raporu zorunludur (TMK m.409/2). Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı ve kötü yönetimde (TMK m.406) ise rapor değil, kişinin dinlenmesi zorunludur (TMK m.409/1). Kişinin kendi isteğiyle kısıtlanmasında (TMK m.408) da dinlenme zorunludur ve talep yalnız kişinin kendisinden gelebilir. Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyete bağlı kısıtlamanın (TMK m.407) ise kendine özgü bir sona erme rejimi vardır (TMK m.471).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, akıl hastalığına dayalı bir kısıtlama davasında dilekçede savurganlık ve kötü yönetim iddiası da bulunduğunda, mahkemenin TMK m.406 yönünden ayrıca delil toplayıp olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurması gerektiğini 30.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK E.2013/2289 K.2014/711). Bu nedenle sağlık kurulu raporu olumsuz çıksa bile TMK m.406 iddiası ayrıca incelenmelidir.
Savurganlık Nedeniyle Kısıtlamanın Şartları
Kısıtlama kararı için aşağıdaki dört unsurun birlikte bulunması gerekir; biri eksikse talep reddedilir veya daha hafif önlem olan yasal danışmanlık gündeme gelir.
- Ergin olma. Küçükler velayet veya küçüklük nedeniyle vesayet altında korunur; TMK m.406 yalnız erginlere uygulanır.
- Kanunda sayılan bir davranış. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı veya kötü yönetimden en az biri somut olaylarla gösterilmelidir. Tek seferlik bir hata ya da kısa süreli bir borçlanma, süreklilik unsuru taşımadığı için yetmez.
- Darlık veya yoksulluk tehlikesi. Belirleyici olan, harcamanın kişinin geride kalan malvarlığına oranıdır. Tehlikenin gerçekleşmiş olması aranmaz; somut ve yakın bir tehlike yeterlidir.
- Devamlı korunma ve bakım ihtiyacı ya da başkalarının güvenliğinin tehdidi. Davranışın süreceğine ve kişinin kendi gücüyle bunu durduramayacağına dair kanaat oluşmalıdır.
Yargıtay ve BAM Uygulamasındaki Ölçütler
Uygulamada mahkemeler tek bir soruya odaklanır: harcamalar ve tasarruflar, geride kalan malvarlığına oranla kişiyi veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratıyor mu? Kısa sürede art arda taşınmaz satışları, açıklanamayan yüklü nakit çekimleri, sürekli icra takipleri ve maaş hacizleri bu tehlikenin tipik göstergeleridir. Buna karşılık kişinin elinde yeterli malvarlığı kalıyorsa, harcamaları gereksiz görünse bile kısıtlama yoluna gidilmez. Nitekim Yargıtay 8. HD, tasarrufların malvarlığına oranını gözeterek verilen ret kararını oyçokluğuyla onamış, karşı oy ise yasal danışman atanması gerektiğini savunmuştur (Y. 8. HD 26.05.2021, E.2021/561 K.2021/4437; HGK 12.04.2023, E.2023/299 K.2023/323 kararında aktarıldığı üzere).
Araştırma yükümlülüğüne ilişkin kararlar:
- Kalan malvarlığı ve olağanüstü harcama tespiti. Yargıtay 2. HD, ilk derece mahkemesinin verdiği kısıtlama kararını; kalan taşınmazlar, satış bedelleri, taşınmazların gerçek değerleri ve banka hareketlerindeki olağanüstü harcamalar denetime elverişli biçimde tespit edilmediği için bozmuştur (Y. 2. HD 26.10.2021, E.2021/5959 K.2021/7770).
- Taşınmaz devirlerinin niteliği. Adana BAM 5. HD, gerekçesiz verilmiş bir kısıtlama kararını kaldırmış; devirlerin bir kısmı çocuklara yapılmış olsa da tapu kayıtları, satış akit tabloları, banka kayıtları ve tanıklarla araştırılması gerektiğini belirtmiştir (E.2020/140 K.2021/317, 18.02.2021).
- Aile bulunmaması tek başına ret sebebi değildir. İlk derece mahkemesi, kısıtlı adayının bekar ve çocuksuz olduğu ve sağlık raporlarının olumsuz çıktığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Adana BAM bu kararı kaldırmıştır: taşınmazların satış tarihindeki değeri bilirkişiyle belirlenmeden, icra dosyaları ve mevduat incelenmeden ve mali müşavir raporu alınmadan kötü yönetim iddiası reddedilemez (E.2022/1434 K.2022/1470, 26.05.2022). Bakmakla yükümlü olunan aile yoksa kişinin kendisi için tehlike araştırılır.
- Mirasta pay kaygısı kısıtlama sebebi değildir. Mirasçı adaylarının "mirasımız eriyor" kaygısı, kişinin kendisi veya ailesi için tehlike oluşturmadıkça tek başına yetmez. Kısıtlama mirasçıların beklentisini değil, kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu ailenin geçimini korur.
Kimler Kısıtlama Talep Edebilir?
TMK m.406'ya dayalı kısıtlama talebi için kanun belirli bir kişi listesi öngörmez; hukuki yararı bulunan herkes sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Uygulamada başvurular çoğunlukla şu kişilerden gelir:
- Eş ve çocuklar,
- Anne, baba, kardeşler ve diğer yakın hısımlar,
- Kişinin bakmakla yükümlü olduğu diğer aile bireyleri.
Re'sen inceleme. Vesayet hükümleri kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay HGK, kendi isteğiyle kısıtlanma (TMK m.408) dışındaki sebeplerden birinin varlığından haberdar olan vesayet makamının, ayrıca bir talep bulunmasa da re'sen harekete geçebileceğini kabul etmektedir (HGK E.2013/2289 K.2014/711).
Bildirim yükümlülüğü. Görevleri sırasında vesayet altına alınmayı gerektiren bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK m.405/2). Yargıtay HGK, bu yükümlülüğün yalnız akıl hastalığıyla sınırlı olmadığını, TMK m.406 hâllerini de kapsadığını kabul etmektedir (HGK 30.05.2014, E.2013/2289 K.2014/711). Örneğin bir icra veya tapu işleminde açık bir savurganlık tablosu gören görevli, durumu sulh hukuk mahkemesine iletebilir.
Kendisi hakkında talep. Kişi kendi savurganlığını kabul ederek doğrudan TMK m.408 kapsamında kendi isteğiyle kısıtlanma da talep edebilir; bu yol aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme, Yargılama Usulü
Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Kamu vesayetinde vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir (TMK m.397).
Yetkili mahkeme, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir (TMK m.411). Bu yetki kesindir; davacının yerleşim yeri veya taşınmazların bulunduğu yer yetki doğurmaz. Vasi atandıktan sonra kısıtlının yerleşim yeri, vesayet makamının izni olmaksızın değiştirilemez.
Yargılama çekişmesiz yargı hükümlerine tabidir (HMK m.382 vd.). Bunun pratik sonuçları:
- Hakim, tarafların gösterdiği delillerle sınırlı değildir; olayları ve delilleri re'sen araştırır.
- Harcı maktudur; dava değerine göre nispi harç alınmaz.
- Kişinin ikrarı hakimi tek başına bağlamaz; kişinin beyanı ancak diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Dinlenme zorunluluğu. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim ve kendi isteğiyle kısıtlama hâllerinde kısıtlanması istenen kişi dinlenmeden karar verilemez (TMK m.409/1). Bu kural, kişi hakkında yalnız kâğıt üzerinden karar verilmesini engelleyen bir hukuki dinlenilme güvencesidir. Adana BAM 5. HD, alkol bağımlılığı nedeniyle verilen ve kısıtlının dinlenmediği bir kısıtlama kararını eksik inceleme gerekçesiyle kaldırmıştır (E.2021/2505 K.2022/168, 18.01.2022). Kişi başka bir yerdeyse talimat yoluyla dinlenebilir.
Sağlık kurulu raporu. Resmî sağlık kurulu raporu kanunen yalnız akıl hastalığı veya akıl zayıflığına (TMK m.405) dayalı kısıtlamada zorunludur (TMK m.409/2). Raporun düzenlenmesi için gerekirse TMK m.436 hükümleri uygulanır (7499 sayılı Kanunla eklenen cümle). Saf savurganlık iddiasında rapor şart değildir; ancak bağımlılık ileri sürülüyorsa veya savurganlığın altında bir ruhsal rahatsızlık (örneğin kumar bağımlılığı veya manik dönemler) bulunduğundan şüpheleniliyorsa mahkeme rapor aldırabilir. Rapor akıl hastalığı saptarsa, kısıtlama TMK m.405'e dayanır ve sonuçları değişir.
Savurganlık Nasıl İspatlanır? Deliller
Savurganlık davaları belgeyle kazanılır. Mahkeme re'sen araştırma yapsa da, dava dilekçesinde delillerin somut olarak gösterilmesi yargılamayı belirgin biçimde hızlandırır ve eksik inceleme nedeniyle kaldırma riskini azaltır.
| Delil | Neyi ispatlar | Nasıl elde edilir |
|---|---|---|
| Tapu kayıtları ve satış akit tabloları | Taşınmaz satışlarının sayısı, tarihi, beyan edilen bedel | Mahkemenin tapu müdürlüğüne müzekkeresiyle |
| Taşınmaz değer tespiti (bilirkişi/keşif) | Satış bedelinin gerçek değerin altında kalıp kalmadığı | Bilirkişi incelemesi talebiyle |
| Banka hesap hareketleri | Olağanüstü para çıkışları, nakit çekimler, bahis/kumar sitelerine transferler | Bankalara müzekkere |
| Kredi kartı ve kredi dökümleri, KKB kayıtları | Borçlanma hızı, asgari ödeme döngüsü, limit artışları | Bankalar ve Kredi Kayıt Bürosu |
| UYAP icra kayıtları | Başlatılan takipler, hacizler, maaş kesintileri | İcra dairelerinden |
| SGK ve gelir kayıtları | Kişinin düzenli geliri ve harcamanın bu gelire oranı | SGK ve vergi dairesi |
| Kolluk araştırması | Yaşam tarzı, çevresindeki izlenim, aile durumu | Mahkeme tarafından kolluktan istenir |
| Tanık beyanları | Kumar, lüks tüketim, ailenin ihmal edilmesi gibi olgular | Duruşmada dinlenir |
| Sosyal inceleme raporu | Ailenin ekonomik durumu ve korunma ihtiyacı | Mahkemenin talebiyle uzman |
| Sağlık kurulu raporu | Bağımlılık veya altta yatan ruhsal rahatsızlık | Resmî hastane sağlık kurulu |
Dilekçede her delilin hangi olguyu ispatlayacağının eşleştirilmesi tavsiye edilir. Örneğin "2024–2026 arasında 4 taşınmazın toplam piyasa değerinin yaklaşık %40'ına satılması" gibi sayısal tespitler, soyut "çok harcıyor" beyanlarından çok daha ikna edicidir.
Banka kayıtları ve kişisel veriler ancak mahkeme aracılığıyla istenebilir; aile bireylerinin hukuka aykırı yollarla elde ettiği hesap dökümleri hem delil yasağına takılabilir hem de ceza sorumluluğu doğurabilir.
Dava Sürerken Malvarlığı Nasıl Korunur? Geçici Önlemler
Kısıtlama davası aylar sürebilir ve savurgan kişi bu sürede kalan malvarlığını da elden çıkarabilir. Bu riske karşı dava dilekçesinde geçici önlem talep edilmelidir.
- Fiil ehliyetinin geçici olarak kaldırılması ve temsilci atanması. Vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamı, vasi atanmadan önce de re'sen gerekli önlemleri alır; özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir (TMK m.420/1). Bu karar ilan edilir (TMK m.420/2); ilan edilmeyen ara karar üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden ilanın takibi önemlidir.
- Malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir. Uygulamada mahkemeler, kısıtlı adayı adına kayıtlı taşınmazlara devir ve temlik yasağı şerhi veya tüm malvarlığı üzerine tedbir konulmasına karar verebilmektedir. Aksine karar verilmedikçe tedbir hüküm kesinleşinceye kadar devam eder (HMK m.397/2).
Tedbirin karşı taraf için ağırlığı. Savurganlık ve kötü yönetim iddiasıyla açılan bir davada, dava açılır açılmaz kısıtlı adayının tüm malvarlığına tedbir konulmuştur. Dava yıllar sonra ret ile sonuçlanmış ve Yargıtay 8. HD ret kararını onamıştır (Y. 8. HD 26.05.2021, E.2021/561 K.2021/4437). Tedbir ise kesinleşmeye kadar sürmüştür. Kısıtlı adayı bu nedenle HMK m.46 uyarınca Devlet aleyhine tazminat davası açmış, ancak Yargıtay HGK hâkimlerin tedbir kararlarında açık kanuna aykırılık bulunmadığını kabul ederek davanın reddini onamıştır (HGK 12.04.2023, E.2023/299 K.2023/323). Tedbir talebi ailenin elinde güçlü bir araçtır; hakkında dava açılan kişi açısından ise yargılama boyunca malvarlığının kilitlenmesi riski taşır.
Tedbir talebinde, kalan malvarlığının hangi somut tehlike altında olduğu (örneğin satış ilanı, emlakçı görüşmeleri, yakın tarihli satış vaadi) gösterilmelidir.
Kısıtlama Yerine Yasal Danışman Atanması (TMK 429)
Kısıtlama için yeterli sebep yoksa ama kişinin korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülüyorsa mahkeme yasal danışman atar (TMK m.429). Bu, ölçülülük ilkesinin vesayet hukukundaki karşılığıdır: daha hafif bir önlem yeterliyse ağırı uygulanmaz.
Yasal danışmanlığın üç biçimi vardır. Katılmalı danışmanlıkta (TMK m.429/1) kişi; dava açma ve sulh olma, taşınmaz alım-satımı ve rehni, kıymetli evrak işlemleri, olağan yönetimi aşan yapı işleri, ödünç verme ve alma, anapara alma, bağışlama, kambiyo taahhüdü ve kefalet gibi önemli işlemleri danışmanın görüşü olmadan yapamaz. Bu biçim, savurganlığın belirli büyük işlemlerde yoğunlaştığı durumlara uygundur.
Yönetimsel danışmanlıkta (TMK m.429/2) malvarlığının yönetimi kişiden alınır, ancak kişi gelirleri üzerinde serbestçe tasarruf etmeye devam eder. Ana sermayeyi korurken günlük hayatı kişiye bırakmak gerektiğinde tercih edilir. Birleşik danışmanlık (TMK m.429/3) ise iki sınırlamayı bir arada uygular ve kısıtlama eşiğine yakın durumlar için öngörülmüştür.
Adana BAM 5. HD, savurganlık ve kötü yönetim iddiası bulunan dosyalarda mahkemenin kişinin TMK m.406'ya göre kısıtlanmasını veya TMK m.429'a göre yasal danışman atanmasını birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurgulamıştır (E.2020/140 K.2021/317). Bu nedenle dava dilekçesinde terditli talep kurulması, yani "kısıtlanmasına, olmadığı takdirde yasal danışman atanmasına" karar verilmesinin istenmesi tavsiye edilir.
Önemli fark: Yasal danışman atanan kişi kısıtlı değildir; fiil ehliyeti yalnız kararda belirtilen işlemler bakımından sınırlanır. Danışman, kişi adına tek başına dava açamaz; dava kişi tarafından danışmanın onayıyla açılır (Yargıtay 1. HD E.2013/8328 K.2013/11012).
Kendi İsteğiyle Kısıtlanma (TMK 408): "Beni Benden Koruyun" Talebi
Kendi harcama dürtüsünü kontrol edemediğini fark eden kişi, ailesinin dava açmasını beklemeden kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep edebilir. TMK m.408'e göre yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gereği gibi göremediğini ispat eden her ergin, isteği üzerine kısıtlanır.
- Bu yol, "hiç kimse fiil ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçemez" kuralının (TMK m.23) kanuni istisnasıdır.
- Savurganlık m.408'de ayrıca sayılmaz; talep, örneğin finansal araçları yönetmedeki deneyimsizlik veya kumar bağımlılığı gibi bir ağır hastalık olgusuna dayandırılmalıdır.
- Kişinin duruşmada bizzat dinlenmesi zorunludur (TMK m.409/1); hakim iradenin serbestçe oluşup oluşmadığını, örneğin aile baskısıyla talepte bulunulup bulunulmadığını araştırır.
- Talep yalnız kişinin kendisinden gelebilir; yakınları bu madde üzerinden dava açamaz, onların yolu TMK m.406'dır.
Kendi isteğiyle kısıtlanan kişi, sonradan pişman olduğu için vesayetin kaldırılmasını isteyemez; kaldırma için kısıtlamaya sebep olan durumun ortadan kalkması gerekir.
Kısıtlama Kararının Sonuçları: Kısıtlı Neyi Yapabilir, Neyi Yapamaz?
Kısıtlılar fiil ehliyetine sahip değildir (TMK m.14). Ancak savurganlık nedeniyle kısıtlanan kişi kural olarak ayırt etme gücüne sahip olduğu için sınırlı ehliyetsiz konumundadır (TMK m.16). Yaygın kanının aksine kısıtlı "tam ehliyetli olmaya devam etmez"; ama tamamen ehliyetsiz de sayılmaz.
Kısıtlı, kendisini borç altına sokan kredi, satış veya kira gibi sözleşmeleri ancak vasinin açık ya da örtülü izni veya sonradan vereceği onayla geçerli olarak yapabilir (TMK m.16, 451). Buna karşılık bağış kabulü gibi karşılıksız kazanç sağlayan işlemleri ve boşanma davası açmak ya da tanıma gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kural olarak tek başına kullanır (TMK m.16).
Evlenebilmesi için yasal temsilcinin izni gerekir (TMK m.133). Ayırt etme gücü varsa vasiyetname yapabilir (TMK m.502); miras sözleşmesi yapabilmek için ise kısıtlı olmamak gerekir (TMK m.503). Kısıtlı adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak vasinin izniyle dahi mümkün değildir (TMK m.449). Kısıtlı, haksız fiillerinden doğan zararlardan sorumludur (TMK m.16); davalarda ve icra takiplerinde ise onu vasi temsil eder, vasinin dava açması da vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m.462/8).
Kısıtlama Ne Zaman Hüküm Doğurur? İlanın Önemi
Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir; kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m.410). Buna göre:
- Kesinleşmeden önce: Savurganlığa dayalı kısıtlama henüz sonuç doğurmaz (aşağıda anlatılan Y. 1. HD 2024/944 kararı).
- Kesinleşme ile ilan arasında: Kısıtlıyla işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişi korunur.
- İlandan sonra: Üçüncü kişinin iyiniyet iddiası dinlenmez. Adana BAM 9. HD, kısıtlaması ilan edilmiş kişinin daha sonra vasi onayı ve vesayet makamı izni olmadan verdiği kefaletin kendisini bağlamadığına karar veren ilk derece kararını yerinde bulmuştur. Kararda vasinin kısıtlı adına kefil olmasının da TMK m.449 ile yasak olduğu vurgulanmıştır (E.2020/617 K.2022/730, 06.06.2022).
Dava sırasında kısıtlanma. Yargılama sürerken taraflardan biri kısıtlanırsa dava kendiliğinden düşmez. Vasiye, vesayet makamından husumete (dava takibine) izin alması için süre verilir ve dava vasi huzuruyla sürdürülür (HMK m.54, TMK m.462/8).
Bu nedenle kısıtlama kararı alındıktan sonra kesinleşme ve ilan sürecinin yakından takip edilmesi, kişinin çalıştığı bankalara ve bilinen alacaklılara kararın bildirilmesi pratikte önemli koruma sağlar.
Kısıtlamadan Önce Satılan Mallar Geri Alınabilir mi?
Ailelerin en sık sorduğu soru budur ve cevabı çoğu zaman olumsuzdur. Savurganlık nedeniyle verilen kısıtlama kararı geriye yürümez.
Kayseri'de görülen bir tapu iptali davasında taşınmaz 29.01.2021'de satılmış, satıcı hakkında savurganlık nedeniyle kısıtlama kararı 18.01.2022'de verilmiş ve 26.04.2022'de kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesi ve Kayseri BAM 1. HD, TMK m.406'ya dayalı kısıtlamanın ancak kesinleşmesinden sonra sonuç doğuracağını, önceki devrin ehliyetsizlik gerekçesiyle iptal edilemeyeceğini kabul etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu kararı oybirliğiyle onamıştır (Y. 1. HD 10.04.2025, E.2024/944 K.2025/1872).
Bu kuralın istisnaları ve tamamlayıcı yolları şunlardır:
- Ayırt etme gücünün bulunmaması. İşlem anında kişinin ayırt etme gücü yoksa (örneğin ağır bağımlılık krizi, ileri demans, manik atak), işlem kısıtlama kararı olup olmamasından bağımsız olarak kesin hükümsüzdür (TMK m.15; TMK m.410/3 bu sonucu saklı tutar). Bu, Adli Tıp Kurumu raporuyla ispatlanır. Önceki işlemlere saldırmak isteyen aile için bu yol, yalnız m.406'ya dayanmaktan daha güçlü sonuç doğurabilir.
- Geçici önlemin ilanından sonraki işlemler. Dava sürerken fiil ehliyeti TMK m.420 uyarınca geçici olarak kaldırılıp ilan edilmişse, sonraki işlemler bu önleme aykırı olduğu ölçüde geçersizdir.
- Hile. Kişi aldatılarak işlem yapmışsa hile hükümlerine göre iptal mümkündür. Ancak hile somut delille ispatlanmalıdır; Kayseri dosyasında hile iddiası tanıklarla ispatlanamadığı için reddedilmiştir.
- Muvazaa iddiasının sınırı. Aynı Kayseri dosyasında kısıtlının, tarafı olduğu işlemde kendi muvazaasına dayanamayacağı kabul edilmiştir. Muvazaa iddiası bu nedenle çoğu zaman ancak üçüncü kişiler veya miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar tarafından etkili biçimde ileri sürülebilir.
Pratik sonuç: Kısıtlama davası, malvarlığının eridiği fark edildiği anda ve geçici önlem talebiyle birlikte açılmalıdır. Gecikilen her ay, geri döndürülemeyecek bir işlem riskidir.
Vasi Kim Olur, Ne Yapar, Hangi İşlemler İçin İzin Alır?
Vasi seçimi. Vesayet makamı, özel durumlar engel olmadıkça kısıtlının eşini veya yakın hısımlarını tercih eder; kısıtlının ve yakınlarının isteğini de olabildiğince dikkate alır (TMK m.413–415). Savurganlık dosyalarında aile içi çatışma sıktır; mahkeme, davayı açan kişiyle kısıtlı arasında menfaat çatışması görürse tarafsız bir üçüncü kişiyi atayabilir.
Temel görevler: kısıtlının malvarlığının defterini tutmak; paraları vesayet makamının gösterdiği bankada kısıtlı adına yatırmak; malvarlığını özenle yönetmek; düzenli olarak hesap ve rapor vermek; görev bitiminde son hesabı vermek. Vasi, kısıtlının ailesinin geçimini, mevcut borçların planlı ödenmesini ve kalan sermayenin korunmasını birlikte gözetir.
Vasinin yetkisi üç kademelidir. Günlük geçim giderleri, olağan gelirlerin tahsili ve maaşın yönetimi gibi olağan yönetim işlerini vasi tek başına yürütür.
Daha önemli işlemler için vesayet makamının, yani sulh hukuk mahkemesinin izni gerekir (TMK m.462). Taşınmaz alım-satımı ve rehni, olağan dışı taşınır satışı, ödünç alma ve verme, kambiyo taahhüdü, uzun süreli kira, dava açma, sulh, tahkim ve konkordato, mal rejimi ve miras paylaşımı sözleşmeleri, ödeme güçsüzlüğü beyanı ve yerleşim yeri değişikliği bu kapsamdadır.
En ağır sonuç doğuran işlemlerde ise sulh hukuk mahkemesinin izninden sonra ayrıca denetim makamının, yani asliye hukuk mahkemesinin izni aranır (TMK m.463). Evlat edinme, vatandaşlık işlemleri, işletme devralma veya tasfiyesi, kişisel sorumluluk doğuran bir ortaklığa girme, ömür boyu gelir ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, mirasın kabulü veya reddi, miras sözleşmesi ve vasi ile kısıtlı arasındaki sözleşmeler bu gruptadır.
TMK m.463'teki liste sınırlıdır; kısıtlıya ait taşınmazın satışı bu listede yer almadığından yalnız vesayet makamı iznine tabidir (TMK 463 şerhi). Gerekli izin alınmadan vasinin yaptığı işlem, kısıtlının vasi izni olmadan yaptığı işlem hükmündedir ve kısıtlıyı bağlamaz (TMK m.465).
Vasinin işlemlerine itiraz. Kısıtlı veya ilgililer vasinin işlemlerine karşı vesayet makamına şikayette bulunabilir; vesayet makamı kararlarına karşı ise tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir (TMK m.461).
Kısıtlılığın Borçlara ve İcra Takiplerine Etkisi
Kısıtlama, kişinin borcunu silmez ve icra takiplerini kendiliğinden durdurmaz. Etkisi, takibin kime karşı ve nasıl yürütüleceği ile kısıtlamadan sonra doğan yeni borçların geçerliliği üzerinde görülür.
- Kısıtlamadan önce doğan borçlar geçerlidir. Ayırt etme gücünün yokluğu ispatlanmadıkça, kısıtlamadan önce imzalanan kredi ve kart sözleşmeleri kişiyi bağlar; alacaklılar takibe devam edebilir.
- Kısıtlamadan sonra başlatılan takipte hasım vasidir. Vesayet kararından sonra doğrudan kısıtlı borçlu aleyhine takip yapılamaz; takip, kısıtlının vasisi hasım gösterilerek başlatılmalıdır. Doğrudan kısıtlı aleyhine başlatılan takipte ödeme emrinin sonradan vasiye de tebliğ edilmesi bu eksikliği gidermez. Takip ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan bu husus süresiz şikâyetle ileri sürülebilir ve icra mahkemesince re'sen gözetilir (Y. 12. HD 23.10.2024, E.2024/3448 K.2024/8968).
- Takip sürerken verilen kısıtlama. Kısıtlama kesinleştikten sonraki tebligat ve işlemler vasiye yöneltilmelidir. Vasi itiraz, şikayet, mal beyanı ve ödeme teklifi gibi hakları kısıtlı adına kullanır.
- Kısıtlamadan sonra vasi onayı olmadan alınan krediler. İlandan sonra kısıtlıyla sözleşme yapan kurum iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m.410). Vasi bu borçlara icazet vermezse sözleşme kısıtlıyı bağlamaz; kısıtlı kural olarak yalnız elinde kalan zenginleşme ölçüsünde iade ile yükümlü olur. Vasi bu yönde menfi tespit davası açacaksa vesayet makamından dava açma izni almalıdır (TMK m.462/8).
- Haczedilmezlik ve ailenin geçimi. Kısıtlının maaşı üzerindeki hacizlerde İİK'nın haczedilmezlik ve maaş haczi sınırları aynen uygulanır. Vasi, ailenin temel ihtiyaçlarını öncelikle karşılayıp kalan geliri borçların planlı ödenmesine yönlendirir; yapılandırma için yeni bir ödünç alınacaksa vesayet makamının izni gerekir (TMK m.462).
Not: İİK m.54'teki talik (erteleme) hükmü tutuklu ve hükümlü borçlulara ilişkindir; savurganlık nedeniyle kısıtlanan borçlu hakkındaki takipleri kendiliğinden durdurmaz.
Kısıtlama Kararına İtiraz: Kanun Yolları
Kısıtlama ve vasi atanmasına ilişkin nihai karara karşı genel hükümlere göre istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı da temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345).
- Kim başvurabilir? Kısıtlanan kişi, kısıtlama talebi reddedilen davacı ve karardan hukuki yararı etkilenen diğer ilgililer.
- Sık kaldırma/bozma sebepleri: kısıtlı adayının dinlenmemesi; malvarlığının ve harcamaların denetime elverişli biçimde araştırılmaması; TMK m.406 iddiasının hiç incelenmemesi; yasal danışmanlık seçeneğinin tartışılmaması.
- Kesinleşme önemlidir: Savurganlığa dayalı kısıtlama kesinleşmeden sonuç doğurmadığından, kanun yolu süreci boyunca geçici önlemin sürdürülmesi istenmelidir.
Vasi atandıktan sonra vesayet makamının verdiği ara kararlara (örneğin bir satış iznine veya iznin reddine) karşı ise, tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine itiraz edilir (TMK m.461; TMK 461 şerhi).
Kısıtlılık Nasıl Kaldırılır? Bir Yıl Kuralı
Kısıtlama ömür boyu süren bir statü değildir. Savurganlık gibi "diğer kısıtlılar" üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer; kısıtlı ve ilgililerden her biri kaldırma talebinde bulunabilir (TMK m.472).
Özel şart – bir yıllık şikâyetsizlik. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya kötü yönetim sebebiyle kısıtlanan kişi, vesayetin kaldırılmasını ancak en az bir yıldan beri kısıtlanmasına sebep olan davranışlar yüzünden şikâyete yol açmamışsa isteyebilir (TMK m.475). Yargıtay 2. HD, 28.07.2006'da kısıtlanan kişinin 18.04.2007'de, yani bir yıl dolmadan açtığı kaldırma davasının reddi gerektiğine hükmederek kabul kararını bozmuştur (Y. 2. HD 17.06.2008, E.2008/4294 K.2008/8758).
Kaldırma davasında ispatlanması gerekenler:
- Son bir yılda yeni borçlanma, satış veya kumar gibi olayların bulunmaması (banka, KKB ve icra kayıtları),
- Vasinin hesap raporlarında harcama disiplininin görülmesi,
- Varsa tedavi sürecinin tamamlandığına dair sağlık belgeleri,
- Kolluk araştırması ve tanıklarla yaşam tarzındaki değişiklik.
İlan ve ehliyetin geri kazanılması. Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; ancak fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilanın yapılmasına bağlı değildir (TMK m.473). Vasi, vesayetin sona ermesiyle son hesabı verir ve malvarlığını teslim eder.
Akıl hastalığına dayalı kısıtlamada ise kaldırma, kişinin iyileştiğini gösteren resmî sağlık kurulu raporuna bağlıdır (TMK m.474); bu nedenle kısıtlamanın hangi maddeye dayandığı, ileride kaldırma sürecini de belirler.
Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama Hakkında Yanlış Bilinenler
İnternetteki pek çok içerikte tekrarlanan ancak mevzuat ve içtihatla uyuşmayan bilgiler, ailelerin yanlış strateji kurmasına yol açabilir. Bunların başlıcaları ve doğruları şunlardır.
"Kısıtlanan kişi tam ehliyetli olmaya devam eder." Bu doğru değildir. Kısıtlı fiil ehliyetine sahip değildir; ayırt etme gücü varsa sınırlı ehliyetsizdir (TMK m.14, 16). Fiil ehliyetini koruyan kurum yasal danışmanlıktır (TMK m.429).
"Savurganlık davasında sağlık kurulu raporu zorunludur." Rapor yalnız akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlamada zorunludur (TMK m.409/2). TMK m.406'da zorunlu olan, kişinin dinlenmesidir.
"Kısıtlama kararı çıkınca önceki satışlar iptal edilir." Savurganlığa dayalı kısıtlama kesinleşmeden sonuç doğurmaz. Önceki işlemler ancak ayırt etme gücünün yokluğu, muvazaa veya hile ispatlanırsa iptal edilebilir.
"Kısıtlama icra takiplerini durdurur." Durdurmaz; takip vasi hasım gösterilerek yürütülür. İİK m.54 ise tutuklu ve hükümlü borçlulara ilişkindir.
"Vasi, taşınmaz satışı için asliye hukuktan da izin alır." Taşınmaz satışı yalnız vesayet makamının, yani sulh hukuk mahkemesinin iznine tabidir (TMK m.462). Çift izin, TMK m.463'te sayılan sınırlı işlemler için aranır.
"Kısıtlılığın kaldırılması TMK m.483'e göre istenir." Bir yıllık şikâyetsizlik şartı TMK m.475'te, genel kaldırma kuralı ise TMK m.472'de düzenlenmiştir.
"Çok harcamak tek başına yeterlidir." Yeterli değildir; kalan malvarlığına göre kişinin veya ailesinin darlık ya da yoksulluk tehlikesi somut olarak gösterilmelidir.
"Kısıtlanan kişi hiçbir harcama yapamaz." Kısıtlı, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilir ve karşılıksız kazanç sağlayan işlemleri tek başına yapabilir; vasi de ona harçlık veya serbest kullanabileceği bir gelir alanı tanıyabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kumar veya bahis borcu nedeniyle babamı (eşimi) kısıtlatabilir miyim?
Cevap: Evet, kumar ve bahis TMK m.406 anlamında savurganlığın tipik görünümüdür. Ancak bu harcamaların kişinin veya ailenin geçimini tehlikeye soktuğu banka, icra ve tanık delilleriyle gösterilmelidir. Bağımlılık boyutu varsa sağlık kurulu raporu talep edilmesi dosyayı güçlendirir.
Savurganlık nedeniyle kısıtlama davası hangi mahkemede açılır?
Cevap: Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde açılır (TMK m.397, 411).
Kişi mahkemeye gelmezse kısıtlama kararı verilebilir mi?
Cevap: Savurganlık nedeniyle kısıtlamada kişinin dinlenmesi zorunludur (TMK m.409). Başka bir yerdeyse talimat yoluyla dinlenir; dinlenmeden verilen karar kanun yolunda kaldırılır.
Bekar ve çocuksuz biri savurganlık nedeniyle kısıtlanabilir mi?
Cevap: Kanun "kendisini veya ailesini" dediği için mümkündür; ancak bu durumda kişinin kendisinin darlık veya yoksulluk tehlikesine düştüğü gösterilmelidir. Bakmakla yükümlü olunan aile yoksa aileye yönelik tehlike argümanı kullanılamaz.
Kısıtlama kararı çıkmadan önce satılan ev geri alınabilir mi?
Cevap: Sadece kısıtlama kararına dayanarak alınamaz. Satış anında ayırt etme gücünün bulunmadığı, muvazaa veya hile ispatlanırsa ayrı bir tapu iptali ve tescil davasıyla mümkün olabilir.
Kısıtlanan kişinin maaşını kim alır?
Cevap: Vasi, kısıtlının gelirlerini olağan yönetim kapsamında yönetir. Banka uygulamada engel çıkarırsa vesayet makamından vasinin maaş ve hesap işlemlerine ilişkin yetkisini açıkça gösteren bir karar alınabilir.
Kısıtlama yerine daha hafif bir yol var mı?
Cevap: Evet. Yasal danışman atanması (TMK m.429), kişiyi kısıtlamadan yalnız belirli önemli işlemler veya malvarlığının yönetimi bakımından sınırlar. Dava dilekçesinde kısıtlama ile yasal danışmanlığın terditli olarak istenmesi tavsiye edilir.
Kısıtlılık ne zaman kaldırılabilir?
Cevap: Savurganlık nedeniyle kısıtlanan kişi, en az bir yıldır kısıtlamaya sebep olan davranışlarla şikayete yol açmamışsa vesayet makamından kaldırma talep edebilir (TMK m.475).
Bu davayı avukatsız açabilir miyim?
Cevap: Avukat zorunlu değildir. Ancak delillerin doğru kurgulanması, geçici önlem talebi ve terditli talep gibi teknik konular dava sonucunu doğrudan etkilediğinden profesyonel destek önerilir.