İş Kanunu Madde 8: İş Sözleşmesinin Tanımı ve Şekli

  • Ana Sayfa
  • Blog
  • İş Kanunu Madde 8: İş Sözleşmesinin Tanımı ve Şekli
İş Kanunu Madde 8: İş Sözleşmesinin Tanımı ve Şekli
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesi, iş sözleşmesinin hukuki tanımını yapan, işçi ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin çerçevesini çizen başlıca hükümlerden biridir. İş Kanunu Madde 8e göre iş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Düzenleme, iş sözleşmelerinin kural olarak özel bir şekle tabi olmadığını kabul eder. Bu demektir ki sözlü olarak kurulan iş sözleşmeleri de hukuken geçerli sayılır. Kanunda belirtilen bazı hâllerde iş sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunlu tutulmuştur. Böylece tarafların hak ve yükümlülüklerinin açık biçimde belirlenmesi ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi amaçlanmıştır. Bu yönüyle İş Kanunu Madde 8, iş ilişkisinin kurulmasına ilişkin temel ilkeleri ortaya koyarken işçi ve işveren açısından hukuki güvenliğin sağlanmasına önemli katkı sunmaktadır.

İş Kanunu Madde 8'in Tam Metni

Madde 8 – Tanımı ve Şekli

İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.

İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.

Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.

Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren, işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.

İş Sözleşmesi Nedir?

İş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği özel hukuk sözleşmesidir. İş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran en önemli detay işçinin işverene bağımlı şekilde çalışmasıdır. Bu bağımlılık yalnızca ekonomik değildir. Aynı zamanda hukuki ve organizasyonel bağlılığı da ifade eder. Bir kişinin ücret karşılığında çalışıyor olması tek başına iş sözleşmesinin varlığını göstermez. Çalışmanın işverenin yönetiminde olması gerekmektedir. Bu nedenle vekâlet, eser veya hizmet alım sözleşmeleri ile iş sözleşmesi birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Madde 8, bu temel ilişkiyi tanımlayarak İş Kanunu kapsamındaki hak ve yükümlülüklerin başlangıç noktasını oluşturmaktadır.

İş Sözleşmesinde Şekil Serbestisi İlkesi Nedir?

İş Kanunu, kural olarak iş sözleşmeleri için şekil serbestisini benimsemiştir. Kanunda açıkça aksi belirtilmediği sürece iş sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu değildir. Dolayısıyla taraflar sözlü bir şekilde de geçerli bir iş sözleşmesi yapabilir. Yazılı sözleşmenin bulunmaması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat güçlüğü doğuracağından işçi ile işveren sözlü ifadelerini yazıya dökse daha iyi olacaktır. İşe giriş tarihi, ücret miktarı, çalışma süresi, fazla mesai, izin hakları veya yan haklar konusunda anlaşmazlık yaşandığında yazılı belge büyük önem taşır. Bu nedenle kanun yazılı sözleşmeyi her durumda zorunlu kılmasa da uygulamada işçi ve işveren açısından hukuki güvence sağlamaktadır.

Hangi İş Sözleşmelerinin Yazılı Yapılması Zorunludur?

İş Kanunu Madde 8'e göre süresi bir yıl veya daha uzun olan iş sözleşmeleri mutlaka yazılı olarak düzenlenmelidir. Yazılı düzenlenen bu sözleşmeler damga vergisi ile çeşitli resim ve harçlardan istisna tutulmuştur. Böylece tarafların yazılı sözleşme yapmasının önünde mali bir engel oluşturulmamıştır. Yazılı yapılması zorunlu sözleşmelerin başlıca özellikleri şu şekildedir:

  • Bir yıl ve üzerindeki belirli süreli sözleşmeler
  • Kanunda özel olarak yazılı yapılması öngörülen sözleşmeler
  • Tarafların ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önlemek amacıyla yazılı düzenlemek istediği sözleşmeler

Yazılı İş Sözleşmesi Yapılmamışsa İşverenin Yükümlülükleri

Kanun, yazılı sözleşmenin bulunmadığı durumlarda işçiyi korumaya yönelik hükümler getirmiştir. Buna göre işveren en geç iki ay içerisinde işçiye çalışma koşullarını gösteren yazılı bir belge vermek zorundadır. Bu belgede temel çalışma şartlarının açık biçimde belirtilmesi gerekir. Bu belge, taraflar arasında sonradan çıkabilecek uyuşmazlıklarda önemli bir delil niteliği taşır. Belgede yer alması gereken bilgiler aşağıda belirtildiği gibidir:

Sıra Belgede Yer Alması Gereken Bilgiler
1 İşçinin yapacağı iş
2 Genel ve özel çalışma koşulları
3 Günlük veya haftalık çalışma süresi
4 Temel ücret
5 Prim, ikramiye veya diğer ücret ekleri
6 Ücret ödeme dönemi
7 Sözleşme belirli süreliyse süresi
8 Fesih halinde uygulanacak hükümler

İki Aylık Süre Dolmadan İş Sözleşmesi Sona Ererse Ne Olur?

Bazı iş ilişkileri kısa sürede sona erebilir. Böyle bir durumda işverenin belge verme yükümlülüğü ortadan kalkmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ererse, çalışma koşullarını gösteren yazılı belgenin en geç iş ilişkisinin sona erdiği tarihte işçiye teslim edilmesi gerekmektedir. This düzenleme sayesinde kısa süre çalışan işçiler de çalışma şartlarını yazılı olarak öğrenme hakkına sahip olur.

Bir Aydan Kısa Süren Belirli Süreli İş Sözleşmelerinde Durum

Kanun, bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmeleri bakımından istisna getirmiştir. Bu tür kısa süreli sözleşmelerde iki ay içinde bilgi belgesi verme zorunluluğu bulunmaz. Bunun nedeni, iş ilişkisinin çok kısa sürmesi nedeniyle ayrıca belge düzenlenmesini zorunlu kılmanın uygulamada gereksiz görülmesidir. Bununla birlikte taraflar isterlerse bu sözleşmeleri de yazılı olarak düzenebilirler. Bu yöntem ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesine katkı sağlar.

Yazılı İş Sözleşmesinin Bulunmaması İşçinin Haklarını Etkiler mi?

Yazılı sözleşmenin bulunmaması, işçinin İş Kanunu'ndan doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşçi, iş ilişkisinin varlığını tanık beyanları, ücret bordroları, banka kayıtları, yazışmalar veya diğer hukuken geçerli delillerle ispat ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret alacakları gibi işçilik haklarını talep edebilir. Yazılı iş sözleşmesinin bulunmaması, tek başına bu hakların ileri sürülmesine veya yargı yoluyla talep edilmesine engel teşkil etmez. Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda SGK kayıtları, banka dekontları, bordrolar, tanık anlatımları, yazışmalar ve diğer belgeleri birlikte değerlendirerek iş ilişkisinin varlığını tespit eder.

İş Kanunu Madde 8'in İşçi ve İşveren Açısından Önemi

İş Kanunu Madde 8 yalnızca iş sözleşmesini tanımlayan teknik bir düzenleme değildir. Aynı zamanda çalışma ilişkisinin şeffaf şekilde kurulmasını sağlayan temel hükümlerden biridir. Çalışma şartlarının açık biçimde belirlenmesi İşçi açısından hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlar. İşveren açısından ise ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar. Özellikle ücret, çalışma süresi, görev tanımı ve yan hakların yazılı şekilde kayıt altına alınması, iş hukukunda sık karşılaşılan davaların önemli bir kısmını önleyebilecek niteliktedir.

Yazılı sözleşme işçi ile işveren arasında zorunlu olmasa bile iş ilişkisinin başlangıcında kapsamlı bir iş sözleşmesi düzenlenmesi işçi ve işveren bakımından en güvenli yöntem olarak kabul edilmektedir.

İş Kanunu Madde 8 Kapsamında Hukuki Güvencenin Önemi

İş Kanunu Madde 8, iş sözleşmesinin tanımı ve şekline ilişkin hükümler getirmekle birlikte, çalışma hayatında hukuki güvenliğin sağlanmasını temin eder. İş ilişkisinin başlangıcında tarafların hak ve yükümlülüklerinin açık şekilde belirlenmesi, ilerleyen süreçte ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur. Ücret, çalışma süresi, görev tanımı, deneme süresi, yan haklar ve fesih şartlarının yazılı olarak kayıt altına alınması işçi ve işveren açısından ispat kolaylığı sağlayarak hukuki güvenliği güçlendirir. İş Kanunu'nun 8. maddesi çalışma barışını destekleyen hukuki bir düzenlemedir.

Günümüzde iş ilişkilerinin çeşitlenmesi, uzaktan çalışma, hibrit çalışma modeli, proje bazlı istihdam ve esnek çalışma uygulamalarının yaygınlaşması, iş sözleşmelerinin kapsamının daha ayrıntılı hazırlanmasını gerekli hâle getirmiştir. Kanun bazı durumlarda sözlü iş sözleşmesini geçerli kabul etse de uygulamada yazılı sözleşme yapılması, tarafların beklentilerinin netleştirilmesine ve olası hak kayıplarının önlenmesine önemli ölçüde katkı sağlar. İş sözleşmesinin eksiksiz ve hukuka uygun şekilde düzenlenmesi, doğabilecek herhangi bir uyuşmazlıkta mahkemelerin değerlendirmesini de kolaylaştırmaktadır. Bu sebeple iş ilişkisinin kurulması aşamasında, İş Kanunu Madde 8 hükümlerine uygun hareket edilmesi iyi olur. Sözleşmenin somut çalışma koşullarını açık biçimde yansıtacak şekilde hazırlanması işçinin haklarının korunması ve işverenin hukuki sorumluluklarını yerine getirmesi bakımından gereklidir. Böylece taraflar arasındaki güven ilişkisi güçlenecektir.