İçindekiler
- Sahtecilik Nedeniyle Tapu İptal Davası Nedir, Neden Açılır?
- Hangi Durumlar Hukuken "Tapuda Sahtecilik" Sayılır?
- Sahteciliğe Dayalı Tapu İptal Davasının Şartları Nelerdir?
- Davayi Kimler, Kime Karşı Açabilir? (Taraflar)
- İlk Alıcının (Sahte İşlemle Doğrudan Devralan Kişi) İyi Niyet Durumu
- Tapu Siciline Güven İlkesi "Üçüncü Kişiler" İçin Geçerlidir
- Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
- Sahtecilik Davasında Taşınmazın Satılmasını Önlemek İçin İhtiyati Tedbir Nasıl Alınır?
- İhtiyati Tedbir Kararı Ne Zamana Kadar Devam Eder?
- Sahtecilik Suçundan Açılan Ceza Davası Tapu Davasını Nasıl Etkiler? (Bekletici Mesele)
- Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Var mıdır?
- Sahtecilik Süreçlerinde Karşılaştırmalı Hukuki Durum
- Yargıtay’ın Sahtecilik Davalarındaki Güncel Yaklaşımı ve Kriterleri
- Davanın Sonuçları ve Mağdur Alıcının Zararını Geri Alma Yolları (TMK m. 1007)
- Sık Sorulan Sorular
Sahtecilik nedeniyle (Sahte belgeye dayalı) tapu iptali ve tescil davası, gerçek malikin rızası dışında sahte vekaletname, sahte kimlik, dublör kullanımı veya imza taklidi gibi hukuka aykırı yöntemlerle elinden çıkarılan taşınmazların mülkiyetini geri kazanmak amacıyla açılan aynî nitelikli bir davadır[cite: 7]. Bu davada sahte işleme dayanan tescil yolsuz tescil kabul edildiğinden, dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır[cite: 7].
Sahtecilik Nedeniyle Tapu İptal Davası Nedir, Neden Açılır?
Bu dava, irade dışı sahte evraklarla gerçekleştirilen mülkiyet transferlerinin geçersiz kılınarak, tapu kaydının yeniden gerçek hak sahibi adına düzeltilmesini sağlamak amacıyla açılır[cite: 7].
Tapu sicilinin güvenliği ve doğruluğu, Türk Medeni Kanunu'nun temel ilkelerinden biridir[cite: 7]. Ancak kötü niyetli kişilerin gerçek dışı belgelerle tapu müdürlüklerini yanıltması durumunda ortaya çıkan tescil, hukuken geçersizdir[cite: 7]. Taşınmazı bu yolla haksız yere devredilen gerçek malik, mülkiyet hakkına dayanarak hukuki durumun düzeltilmesini ve adına tescil yapılmasını talep etmek için bu davayı açmak zorundadır[cite: 7]. Davanın temel amacı, kamu güvenine dayanan tapu sicilindeki yolsuz kayıtların tasfiye edilmesidir[cite: 7].
Hangi Durumlar Hukuken "Tapuda Sahtecilik" Sayılır?
Tapu memurlarının yanıltılmasına sebep olan sahte kimlik, taklit imza, sahte vekaletname ve dublör kullanımı gibi işlemler hukuken sahtecilik teşkil eder[cite: 7].
Uygulamada ve Yargıtay kararlarında en çok karşılaşılan sahtecilik türleri şunlardır[cite: 7]:
- Sahte Vekaletname Düzenlenmesi: Noterlik harici üretilen veya gerçek bir noterde sahte kimlikle çıkartılan vekillik belgeleriyle tapuda işlem yapılması[cite: 7].
- Dublör (Sahte Malik) Kullanılması: Taşınmaz malikine fiziksel olarak benzeyen bir kişinin, sahte kimlik belgeleriyle tapu dairesinde malik yerine imza atması[cite: 7].
- İmza Sahteciliği: Malik adının altına atılan imzanın grafolojik olarak malike ait olmaması durumu[cite: 7].
- Murisin İmzasının Sağlığında Taklit Edilmesi: Mirasbırakanın ölümünden önce veya hastalık döneminde iradesi dışında imzasının taklit edilerek mallarının devredilmesi[cite: 7].
Sahteciliğe Dayalı Tapu İptal Davasının Şartları Nelerdir?
Davanın başarıyla sonuçlanması için işlemin sahteliğinin ispatlanması ve taşınmazı devralan kişilerin kötü niyetinin veya ağır ihmalinin ortaya konulması gerekir[cite: 7].
Davanın kabul edilebilmesi için mahkemece aranan temel şartlar şunlardır[cite: 7]:
- Tasarrufi İşlemin Sakatlığı: Tapudaki tescile dayanak oluşturan resmi senedin veya vekaletnamenin sahte olduğunun resmi kurum raporlarıyla (Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Laboratuvar) kanıtlanması[cite: 7].
- Rıza Dışılık: Gerçek malikin söz konusu devir işlemine yönelik hiçbir gerçek irade beyanının ve onayının bulunmaması[cite: 7].
- Üçüncü Kişilerin Kötü Niyetinin İspatı (Eğer Taşınmaz El Değiştirmişse): Taşınmaz, sahte işlemle mülkü edinen ilk kişiden sonra üçüncü bir kişiye devredilmişse, davanın bu kişiye karşı kazanılması için onun durumun sahteliğini bildiği veya hayatın olağan akışına göre bilmesi gerektiği (örneğin rayicin çok altında fiyatla alması) kanıtlanmalıdır[cite: 7].
Davayı Kimler, Kime Karşı Açabilir? (Taraflar)
Davayı tapusu haksız yere devredilen gerçek malik veya mirasçıları; güncel tapu kaydı üzerinde hak sahibi görünen kişilere karşı açar[cite: 7].
Davacı Olabilecek Kişiler
- Tapu kaydı sahtecilikle değiştirilen gerçek hak sahibi (malik)[cite: 7].
- Malikin vefatı halinde, miras ortaklığı adına veya kendi payı oranında yasal mirasçılar[cite: 7].
Davalı Olacak Kişiler
- Tapu kağıdı üzerinde sahte işlemle taşınmazı doğrudan devralan kişi[cite: 7].
- Taşınmazı bu kişiden daha sonra devralan ve güncel olarak tapuda malik görünen sonraki üçüncü kişiler[cite: 7].
İlk Alıcının (Sahte İşlemle Doğrudan Devralan Kişi) İyi Niyet Durumu
Sahtecilik işleminde taşınmazı doğrudan devralan ilk kişinin iyi niyetli olup olmamasının hiçbir hukuki değeri yoktur; bu kişiye karşı açılan tapu iptal davası her durumda kabul edilir[cite: 7].
Türk Medeni Kanunu m. 1024 uyarınca, sahte bir belgeye (sahte vekaletname, sahte kimlik vb.) dayanarak yapılan tesciller baştan itibaren yolsuz tescil hükmündedir[cite: 7]. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yolsuz tescilin doğrudan tarafı olan ilk alıcı, "Ben sahteciliği bilmiyordum, tapu memuruna güvendim, iyi niyetliyim" savunması arkasına sığınamaz[cite: 7]. İlk alıcının iyi niyeti hukuken korunmadığı için, sahte işlemle tapuyu üzerine geçiren ilk kişiye karşı açılan dava kesin olarak kazanılır ve o tapu iptal edilir[cite: 7]. İyi niyet koruması (TMK m. 1023), sadece taşınmazı bu ilk alıcıdan daha sonra devralan üçüncü kişiler için bir tartışma konusudur[cite: 7].
İlk bakışta bu durumun tapu siciline güven ilkesini zedelediği düşünülebilir[cite: 7]. Ancak hukuk sistemi gerçek malikin mülkiyet hakkı ile ticari hayatın güvenliği arasında kesin bir çizgi çeker[cite: 7]:
- Ortada Geçerli Bir Sözleşme Yoktur (Mutlak Butlan): Sahtecilikte (sahte vekaletname veya dublör kullanımında) mülkün gerçek sahibinin hiçbir irade beyanı, imzası veya rızası yoktur[cite: 7]. Hukuken ortada geçerli bir satış sözleşmesi hiç doğmamıştır ve mutlak butlanla sakattır[cite: 7]. Var olmayan bir işleme dayanan tescil de doğrudan yolsuz tescil sayılır ve ilk alıcının edinimi korunmaz[cite: 7].
- Güven İlkesi Üçüncü Kişiler İçin Geçerlidir: Türk Medeni Kanunu m. 1023 uyarınca tapu siciline güven ilkesi sahte işlemden doğrudan mal alan kişiyi değil, piyasayı ve sonraki iyi niyetli alıcıları korur[cite: 7]. Sahte işlemle tapuyu üzerine geçiren ilk alıcının tapusu her halükarda iptal edilirken; taşınmazı bu kişiden devralan durumdan habersiz ikinci veya üçüncü alıcıların mülkiyeti iyi niyetli olmaları şartıyla korunabilir[cite: 7].
Tapu Siciline Güven İlkesi "Üçüncü Kişiler" İçin Geçerlidir
Tapu siciline güven ilkesi (TMK m. 1023) aslında piyasayı korumak için vardır, sahte işlemi bizzat yapan veya o işlemden doğrudan mal alan kişiyi korumak için değil[cite: 7].
- İlk Alıcı (Korunmaz): Sahte işlemle tapuyu doğrudan üzerine geçiren kişidir[cite: 7]. İşlemin sakatlığını bilmese bile, geçersiz bir sözleşmenin tarafı olduğu için tapusu iptal edilir[cite: 7].
- İkinci/Üçüncü Alıcılar (Korunabilir): Eğer ilk alıcı tapuyu üzerine geçirdikten sonra, durumdan tamamen habersiz üçüncü bir kişiye satarsa, işte o üçüncü kişi "Tapu sicilinde bu adam malik görünüyordu, ben devletin kaydına güvendim" diyebilir[cite: 7]. İşte güven ilkesi tam bu aşamada devreye girer ve eğer üçüncü kişi gerçekten iyi niyetliyse onun tapusu iptal edilmez[cite: 7].
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Sahtecilik nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir[cite: 7].
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, taşınmaz üzerindeki aynî haklara ilişkin davalarda kesin yetki kuralı geçerlidir[cite: 7]. Bu nedenle dava, taşınmaz hangi ilçe sınırlarında ise oranın adliyesinde açılmalıdır[cite: 7]. Birden fazla taşınmaz varsa, taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir[cite: 7]. Görev yönünden ise malvarlığı haklarına ilişkin bu uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi mutlak görevlidir[cite: 7].
Sahtecilik Davasında Taşınmazın Satılmasını Önlemek İçin İhtiyati Tedbir Nasıl Alınır?
Taşınmazın dava sürecinde üçüncü kişilere devredilmesini önlemek için dava dilekçesiyle birlikte mahkemeden taşınmazın tapu kaydına "devir ve temlikin önlenmesi" yönünde ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir[cite: 7].
Sahtecilik davalarında en büyük risk, usulsüz tescille tapuyu üzerine geçiren kötü niyetli kişilerin yargılama sürerken taşınmazı hızla başkalarına satmasıdır[cite: 7]. Eğer taşınmaz durumdan tamamen habersiz iyi niyetli bir üçüncü kişiye satılırsa, mülkü geri almak imkansız hale gelebilir ve dava tazminat talebine dönüşebilir[cite: 7]. Bu kaybı önlemek amacıyla, Hukuk Muhameleri Kanunu (HMK) uyarınca ihtiyati tedbir süreci şu sıralı adımlarla yürütülür[cite: 7]:
1. Tedbirin Dilekçeyle Talep Edilmesi
En sağlıklı yöntem, dava dilekçesinin "Talep Sonucu" ve "Açıklamalar" kısmında ihtiyati tedbir başlığı açmaktır[cite: 7]. Dava açılırken istenmediyse veya sonradan taşınmazın satılacağına dair ilan ya da duyum ortaya çıktıysa, davanın her aşamasında mahkemeye sunulacak ek bir dilekçeyle भी tedbir talep edilebilir[cite: 7].
2. Yaklaşık İspat Şartının Sağlanması
Mahkemenin tedbir kararı verebilmesi için dava başında tam bir ispat aranmaz; haklılığı muhtemel gösteren "yaklaşık ispat" yeterlidir[cite: 7]. Noterden alınan "böyle bir vekaletname bizde düzenlenmemiştir" yazısı, imzanın bariz farklılığını gösteren resmi belgeler veya savcılık soruşturma numarası hakim için yeterli bir şüphedir[cite: 7].
3. Teminat Durumunun Belirlenmesi
Normal şartlarda mahkeme, taşınmaz değerinin yüzde 10 ile yüzde 15'i arasında bir teminat yatırılmasını ister[cite: 7]. Ancak tapuda sahtecilik (sahte kimlik, imza taklidi, dublör) iddiaları kamu düzenini ilgilendiren ağır fiiller olduğundan, Yargıtay uygulamalarında mahkemeler genelde teminatsız veya çok sembolik teminatlarla tedbir kararı vermektedir[cite: 7].
4. Müzekkerenin Tapu Siciline İşlenmesi
Mahkeme tedbir talebini kabul ettiğinde, UYAP sistemi üzerinden taşınmazın bağlı bulunduğu Tapu Müdürlüğü'ne derhal bir yazı (müzekkere) gönderir[cite: 7]. Tapu memuru, taşınmazın kütük sayfasına tedbir şerhini işlediği an taşınmazın başkasına satışı hukuken kilitlenmiş olur[cite: 7].
Kritik Tedbir Kapsamı Uyarısı:
Tapu davalarında sıklıkla yapılan en büyük hata, mahkemeden sadece "Tapu kaydına davalıdır şerhi konulması" talep edilmesidir[cite: 7]. Bu şerh satışı engellemez[cite: 7]. Kesin çözüm için HMK m. 389 ve TMK m. 1010 uyarınca açıkça "taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi" yönünde ihtiyati tedbir kararı istenmeli ve bu karar tapu kütüğünün şerhler sütununa işlenmelidir[cite: 7].
İhtiyati Tedbir Kararı Ne Zamana Kadar Devam Eder?
Mahkeme tarafından aksi belirtilmedikçe veya tarafların itirazı üzerine kaldırılmadıkça, konulan ihtiyati tedbir kararı şu aşamalara kadar taşınmazı güvence altında tutar[cite: 7]:
- Dava Süresince: Yerel mahkemedeki (Asliye Hukuk Mahkemesi) yargılama ve duruşmalar bitene kadar tedbir kararı geçerliliğini korur[cite: 7].
- Kararın Kesinleşmesine Kadar: Mahkeme davayı kazandığınıza hükmetse bile, haksız çıkan tarafın mülkü üst mahkemede kaçırmasını önlemek adına, kararın istinaf ve Yargıtay aşamalarından geçip kesinleşmesine kadar tedbirin devamına karar verilir[cite: 7].
Sahtecilik Suçundan Açılan Ceza Davası Tapu Davasını Nasıl Etkiler? (Bekletici Mesele)
Hukuk mahkemesi hakiminin ceza mahkemesindeki imza, vekaletname veya kimlik sahteliğine dair maddi tespitlerle bağlı olması sebebiyle, ceza davası tapu iptal davasında bekletici mesele yapılır[cite: 7].
Tapuda sahtecilik fiili aynı zamanda Türk Ceza Kanunu uyarınca "Resmi Belgede Sahtecilik" ve "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlarını oluşturur[cite: 7]. Bu nedenle süreç hem hukuk hem de ceza mahkemelerinde eş zamanlı yürür[cite: 7]. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi uyarınca, ceza hakiminin vereceği beraat kararı hukuk hakimini bağlamasa da; suçun işlendiğine, sahteliğin varlığına ve maddi olguların tespitine ilişkin mahkumiyet hükümleri ile adli tıp raporları, kusurun varlığına ve maddi olguların tespitine ilişkin mahkumiyet kararları Asliye Hukuk Mahkemesi hakimini kesin olarak bağlar[cite: 7].
- Bekletici Mesele Yapılması: Asliye Hukuk Mahkemesi, sahtecilik iddiasının ceza boyutunu inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının sonuçlanmasını veya oradan alınacak resmi Adli Tıp Kurumu (ATK) grafik raporlarını beklemek üzere davayı durdurabilir (bekletici mesele)[cite: 7].
- Hukuki Avantajı: Ceza dosyasında sanıkların suçlu bulunması veya belgenin sahteliğinin kesinleşmesi, tapu iptali ve tescil davasının davacı lehine sonuçlanmasını neredeyse kesin hale getirir[cite: 7].
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Var mıdır?
Sahtecilik işlemlerine dayanan tapu iptal davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır; dava her zaman açılabilir[cite: 7].
Türk hukukunda sahte belgeyle yapılan işlemler mutlak butlan ile sakattır ve baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz[cite: 7]. Sahte işleme dayanan tesciller yasa uyarınca "yolsuz tescil" (TMK m. 1024) niteliğindedir[cite: 7]. Yolsuz tescile karşı açılacak iptal davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan, üzerinden 20 yıl veya daha fazla süre geçse dahi herhangi bir süre sınırı olmaksızın her zaman ikame edilebilir[cite: 7]. Bu işlemlerde zamanaşımı yoluyla mülkiyet hakkı kazanılamaz[cite: 7].
Sahtecilik Süreçlerinde Karşılaştırmalı Hukuki Durum
İşlem Türüne Göre Tapunun Akıbeti ve İyi Niyet Korunması
| Sahtecilik Türü | İlk Alıcının Durumu | Sonraki (3. Kişi) Alıcının Durumu | Tapunun İptal Edilme Riski |
|---|---|---|---|
| Sahte Vekaletname | Yolsuz Tescil (İptal edilir)[cite: 7] | İyi niyeti araştırılır (Gerekli özen yoksa iptal edilir)[cite: 7] | Çok Yüksek[cite: 7] |
| Dublör / Sahte Kimlik | Yolsuz Tescil (İptal edilir)[cite: 7] | TMK 1023 koruması zayıftır (Genelde iptal edilir)[cite: 7] | Çok Yüksek[cite: 7] |
| İmza Sahteciliği | Yolsuz Tescil (İptal edilir)[cite: 7] | Kötü niyet veya ağır ihmal varsa iptal edilir[cite: 7] | Yüksek[cite: 7] |
Davacı ve Davalı Tarafların İspat Yükümlülükleri
| Davacı (Gerçek Malik) Ne İspat Etmeli? | Davalı (Mevcut Malik) Kendini Nasıl Savunabilir? |
|---|---|
| İmzanın veya vekaletnamenin sahte olduğunu (Adli Tıp)[cite: 7] | Tapu siciline güvenerek, iyiniyetle satın aldığını[cite: 7] |
| İşlemin kendi rızası dışında yapıldığını[cite: 7] | Satış bedelinin banka kanalıyla ve gerçek değerinde ödendiğini[cite: 7] |
| Üçüncü kişinin durumu bilmesi gerektiğini (Aşırı düşük fiyat vb.)[cite: 7] | Taşınmazı alırken gerekli tüm basiret ve özeni gösterdiğini[cite: 7] |
Yargıtay’ın Sahtecilik Davalarındaki Güncel Yaklaşımı ve Kriterleri
Yargıtay, sahtecilik vakalarında üçüncü kişilerin "iyi niyet" iddiasını kabul etmek için çok sıkı bir araştırma ve özen yükümlülüğü aramaktadır[cite: 7].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; tapu sicilinin tutulmasında devletin sicile güven ilkesi (TMK m. 1023) mutlak değildir[cite: 7]. Eğer ilk işlem bir sahteciliğe dayanıyorsa, sonraki aşamada taşınmazı satın alan kişinin gerçekten iyi niyetli olup olmadığı titizlikle incelenir[cite: 7].
Yargıtay Kriteri: Alıcının taşınmazın değerini piyasa rayicinin çok altında göstermesi, satıcıyı hiç tanımaması, taşınmazın kısa süreler içinde ardı ardına el değiştirmiş olması (zincirleme satışlar) veya taraflar arasında akrabalık/ticari ilişki bulunması durumlarında Yargıtay, "alıcının iyi niyetli olamayacağını, durumu bilmesi gerektiğini veya en azından gerekli özeni göstermediğini" kabul ederek tapunun iptaline hükmetmektedir[cite: 7].
Davanın Sonuçları ve Mağdur Alıcının Zararını Geri Alma Yolları (TMK m. 1007)
Davanın kazanılmasıyla tapu gerçek malike döner; sahtecilik nedeniyle tapusu iptal edilen iyi niyetli alıcı veya mülkünü tamamen kaybeden gerçek malik, uğradığı zararları geri alabilmek için üç farklı hukuki yola sahiptir[cite: 7].
Dava sonucunda sahtecilik ispatlanırse mevcut tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz yeniden gerçek maliki adına tescil olunur[cite: 7]. Ancak, taşınmaz zincirleme satışlarla tamamen iyi niyetli olduğu kesinleşen ve hiçbir ihmali bulunmayan üçüncü bir kişiye geçmişse ve mahkeme tapunun iptaline karar veremiyorsa gerçek malik mülkünü kaybeder[cite: 7]. Her iki ihtimalde de parası elinden alınan veya mülkünü kaybeden iyi niyetli tarafların mağduriyetini gidermek adına hukuk sisteminde şu davalar ikame edilebilir[cite: 7]:
1. Devlete Karşı Tazminat Davası (TMK m. 1007)
Zararı tahsil etme şansının en yüksek ve garanti olduğu yoldur[cite: 7]. Türk Medeni Kanunu m. 1007 uyarınca, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur[cite: 7]. Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk niteliğindedir; yani tapu memurunun sahtekarlıkta bir ihmali olmasa bile Devlet tazminat ödemekle yükümlüdür[cite: 7]. Dava, Maliye Bakanlığına (Hazineye) karşı, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır[cite: 7]. Taşınmazın tapusunun iptal edildiği tarihteki gerçek rayiç bedeli Devletten nakden istenir[cite: 7].
2. Sahtekarlığı Yapan Kişilere Karşı Sebepsiz Zenginleşme ve Tazminat Davası
Alıcı, sahte belgeyi düzenleyen, dublörlük yapan veya kendisine bu mülkü sahte vekaletname ile satan kişilere karşı Türk Borçlar Kanunu uyarınca Sebepsiz Zenginleşme ve Haksız Fiil hükümlerine dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açabilir[cite: 7]. Bu davayı kazanmak kolay olsa da dolandırıcılık yapan kişilerin üzerlerinde genellikle resmi bir malvarlığı bulunmadığından tahsilat kabiliyeti düşüktür[cite: 7].
3. Noterin Hukuki Sorumluluğuna Başvurma (Noterlik Kanunu m. 162)
Eğer tapudaki sahtecilik işlemi sahte bir vekaletnameye dayanıyorsa ve bu vekaletname bir noterlik dairesinde gerekli kimlik/imza incelemesi özenle yapılmadan düzenlenmişse, noterin kusursuz sorumluluğuna gidilebilir[cite: 7]. Noterlik Kanunu m. 162 uyarınca ilgililere karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açılır[cite: 7]. Uygulamada sahte vekaletname durumlarında, iyi niyetli alıcı zararın tahsili için hem Devlete hem de Notere karşı müştereken ve müteselsilen (ortaklaşa) tazminat davası açabilmektedir[cite: 7].
Zamanaşımı: Sahteciliğe dayalı tapu iptal davası zamanaşımına tabi olmasa da, noterin kusursuz sorumluluğuna dayanarak açılacak tazminat davaları, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık ve her halükarda vekaletnamenin kullanılmasından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir[cite: 7].
Sık Sorulan Sorular
Sahtecilik nedeniyle tapu iptali davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Sahteciliğe dayanan tapu iptali ve tescil davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve sahte işlemle yapılan tescil yolsuz tescil hükmünde olduğundan hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir; her zaman açabilir[cite: 7].
Sahte vekaletname ile satılan tapu geri alınabilir mi?
Evet, sahte vekaletname ile yapılan taşınmaz devirleri baştan itibaren geçersizdir[cite: 7]. Gerçek malik, yolsuz tescil nedeniyle sonraki iyi niyetli olmayan veya sahtecilik durumunu bilmesi gereken kişilere karşı tapu iptal davası açarak mülkünü geri alabilir[cite: 7].
Tapuda sahtecilik davası nerede ve hangi mahkemede açılır?
Bu dava, taşınmazın hukuki durumunu ilgilendirdiğinden kesin yetki kuralı gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır[cite: 7]. Görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesidir[cite: 7].
Sahtecilik davasında taşınmazın satılmasını önlemek için ne yapılmalıdır?
Dava açılırken veya dava sürecinde mahkemeden taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı talep edilmeli ve bu karar tapu siciline derhal şerh edilmelidir[cite: 7].
Sahtecilik suçundan açılan ceza davası tapu iptal davasını etkiler mi?
Evet, ceza mahkemesinin sahtecilik vakasına ilişkin maddi olguları saptayan kararı hukuk hakimini bağlar[cite: 7]. Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi, ceza davasının sonucunu bekletici mesele yapar[cite: 7].
Sahtecilik (sahte vekaletname, sahte kimlik, dublör kullanımı veya imza taklidi) nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davalarında, mülkiyet hakkını korumak ve telafisi imkansız zararların önüne geçmek adına profesyonel bir hukuki süreç yönetimi hayati önem taşır[cite: 7].
Dava süresince taşınmazın üçüncü kişilere devredileked elden çıkarılması riskine karşı hızlıca ihtiyati tedbir kararı alınması, ceza mahkemesindeki süreçlerin (bekletici mesele) takibi ve Yargıtay’ın "iyi niyet" kriterleri çerçevesinde hak araması yapılması uzmanlık gerektiren çetrefilli adımlardır[cite: 7].
Taşınmazınızın rızanız dışında usulsüz işlemlerle devredilmesi nedeniyle mağduriyet yaşıyorsanız; ihtiyati tedbir süreçlerinin başlatılması, tapu iptal ve tescil davasının ikame edilmesi ve hak kayıplarınızın önlenmesi adına Arıkan Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takip desteği alabilirsiniz[cite: 7].