- Sigorta Şirketi Benden Neden Rücu Ediyor? (Kasko ve Trafik Sigortası Farkı)
- Sigorta Rücu İhtarnamesi Geldiğinde Ne Yapılmalı?
- Sigorta Şirketi Hangi Durumlarda Rücu Edebilir?
- Alkollü ve Ehliyetsiz Kazada Sigorta Rücu Eder mi?
- Olay Yerini Terk Etme Durumunda Sigorta Rücu Hakkı (2026 Genel Şartlar Değişikliği)
- Sigorta Rücu İcra Takibine (Ödeme Emrine) İtiraz Nasıl Yapılır? (7 Günlük Süre)
- İtiraz Sonrası Ne Olur? İtirazın İptali Davası ve Zorunlu Arabuluculuk
- Sigorta Rücu Davasında Savunma Nasıl Yapılır? (Kusur, Zarar ve Zamanaşımı)
- Sigorta Rücu Alacağında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?
- Sigorta Rücu Borcu Ödenmeden Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?
- Sıkça Sorulan Sorular (SSS) ve Sonuç
Sigorta Şirketi Benden Neden Rücu Ediyor? (Kasko ve Trafik Sigortası Farkı)
Rücu, bir tazminatı ya da hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin bu parayı sorumlu gördüğü kişiden geri istemesidir. Vatandaş bu talebi iki farklı durumda alır ve hangi durumda olunduğu, savunmanın nasıl kurulacağını belirler.
Birinci durum: kasko şirketinin rücusu. Kazada hasar gören aracın kasko şirketi, hasarı kendi sigortalısına ödemiştir ve kazadan sorumlu olduğunu düşündüğü karşı tarafa başvurmaktadır. Kanun, tazminatı ödeyen sigortacıyı sigortalının yerine geçirir (TTK m.1472). Bu nedenle sigortacının hakkı, sigortalının hakkından fazla olamaz. Kusurun kimde olduğu, zararın gerçek tutarı ve sigortalının sorumluyla yaptığı ibra gibi hususlar sigortacıya karşı da ileri sürülebilir.
İkinci durum: kendi trafik sigortacınızın rücusu. Zorunlu trafik sigortacısı, poliçe kapsamındaki kazada mağdurun zararını önce kendisi öder ve mağdura karşı sözleşmeden doğan savunmalarına dayanamaz. Bu ödemenin ardından, Karayolları Trafik Kanunu m.95 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4 maddesindeki sebeplerden biri varsa, ödediği bedeli kendi sigortalısından geri isteyebilir. Genel Şartlar bu sebepleri “başlıca” nedenler olarak sıralamaktadır; her hâlde rücu için sözleşmeye ve kanuna dayanan bir sebep gerekir ve tazminatın kaldırılmasını ya da azaltılmasını sağlayabileceği oranla sınırlıdır.
Elinize geçen belgede “halefiyet”, “kasko” ya da “hasar bedeli” ifadeleri varsa çoğu zaman birinci durumdasınız. “Zorunlu mali sorumluluk”, “trafik sigortası poliçesi” ve bir rücu sebebi (alkol, ehliyet, olay yerinin terki gibi) belirtilmişse ikinci durumdasınız. Belge dayanağı açıkça göstermiyorsa, bunun yazılı olarak açıklanması istenmelidir.
Rücu talebi vatandaşa ne zaman gelir? Kasko şirketi çoğu dosyada hasarı karşı aracın zorunlu trafik sigortasına yöneltir ve vatandaşın kişisel malvarlığı gündeme gelmez. Talebin doğrudan vatandaşa ulaşması genellikle şu hâllerde görülür: karşı aracın zorunlu trafik sigortası bulunmaması, zararın poliçe limitini aşması, sigortacının kusur oranına ya da zarar tutarına itiraz etmesi veya trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücu sebebi ileri sürmesi. Zorunlu sigortası olmayan araçların kazalarında ise Güvence Hesabı zarar görene ödeme yapar ve bu ödemeyi sorumlulara rücu eder. Bedeni zararlarda, özellikle sürekli sakatlık ve ölüm dosyalarında rücu tutarı yüksek olabilir; bu nedenle talebin ne kadar küçük görünürse görünsün incelenmesi gerekir[cite: 8].
Sigorta Rücu İhtarnamesi Geldiğinde Ne Yapılmalı?
İhtarname bir icra takibi ya da dava değildir; içindeki ödeme süresi kanuni bir süre olmayıp bağlayıcı sayılmaz. Buna karşılık ihtarname, alacaklının borçluyu temerrüde düşürdüğünü ileri sürmesine ve faiz talep etmesine dayanak olabilir. Cevap vermek zorunlu değildir; ancak sessiz kalmak da talebin kabulü anlamına gelmez. Pratikte en güvenli yol, ihtarnameyi aldıktan sonra temkinli ve yazılı biçimde belge istemektir.
Önce tebliğ tarihi not edilmeli ve ihtarnamenin dayandığı sigorta türü belirlenmelidir. Sonra sigortacıdan şu belgeler istenebilir: tazminatın ödendiğini gösteren banka kaydı, hasar ya da ekspertiz dosyası, poliçe, kaza tespit tutanağı ve rücu sebebi ileri sürülüyorsa buna dayanak belgeler (alkol raporu, sürücü belgesi kaydı gibi). Bu belgeler görülmeden ödeme yapılması, hem fazla ödeme hem de savunma haklarının zayıflaması riskini doğurur.
Kasko şirketi size başvuruyorsa, aracınızın zorunlu trafik sigortacısına durum gecikmeden bildirilmelidir. Birçok dosyada sorumluluğun poliçe limiti içindeki kısmı trafik sigortacısı tarafından karşılanır; bu da kişinin kendi malvarlığından ödeme yapma riskini azaltır. Genel Şartlar'a göre kazanın sigortacıya on gün içinde, size yöneltilen taleப்பின் ise derhâl bildirilmesi gerekir; gecikme ödenecek tutarı artırırsa artan kısım için rücu edilebilir. Aynı şekilde işveren, mesleki ya da benzeri bir sorumluluk poliçeniz varsa o sigortacıya da bildirim yapılmalıdır, çünkü geç ihbar teminattan yararlanmayı zorlaştırabilir.
Talep zorunlu trafik sigortası limitini aşıyorsa, aşan kısım için ihtiyari mali sorumluluk (İMM) poliçenizin olup olmadığına bakılmalı ve varsa o sigortacıya da yazılı bildirim yapılmalıdır. Poliçe teminatı dışında kalan tutar ise sorumlu kişinin kendi malvarlığından ödenir; bu sebeple limitin ne olduğu ve talebin hangi kısmının teminat içinde kaldığı baştan netleştirilmelidir. İhtarnamenin hangi tarihte tebliğ edildiği, kimin adına ve hangi hukuki gerekçeyle gönderildiği (halefiyet mi, B.4 rücusu mu) ve ekinde ne bulunduğu not edilmelidir; çünkü ileride yapılacak savunma bu ilk belgeye dayanır.
İhtarname aşamasında kaçınılması gereken şey, borcu kabul anlamına gelecek davranışlardır. “Ödeyeceğim” biçiminde yazılı ya da mesajla verilen sözler, kısmi ödeme ve imzalanan ödeme taahhütleri hem zamanaşımını keser hem de ileride sigortacının işini kolaylaştırır. Özellikle imzalı bir borç ikrarı, sigortacıya icra takibinde itirazın kaldırılması yolunu açabilir. Bu nedenle hiçbir belge, ne için imzalandığı ve sonuçları bilinmeden imzalanmamalıdır[cite: 8].
Sigorta Şirketi Hangi Durumlarda Rücu Edebilir?
Trafik sigortacısının rücusunda belirleyici soru, ileri sürülen sebebin Genel Şartlar'da sayılan sebeplerden biri olup olmadığı ve sigortacının bu sebebi ispat edip edemediğidir. Kusurlu olmak tek başına yeterli değildir. Trafik sigortası, kusurlu sürücünün verdiği zararı karşılamak üzere yapılmaktadır; rücu bunun istisnasıdır. Aşağıdaki tablo, sık ileri sürülen sebepleri ve savunmada öne çıkan noktaları göstermektedir:
| Rücu sebebi | Sigortacının ispat etmesi gereken | Savunmada öne çıkan nokta |
|---|---|---|
| Alkol veya uyuşturucu | Sürücünün alkollü ya da uyuşturucu etkisinde olduğu; Yargıtay içtihadına göre kazanın münhasıran bu nedenle meydana geldiği | Alkol oranı tek başına yeterli değildir; karşı tarafın kusuru veya başka bir etken varsa münhasırlık tartışılır |
| Sürücü belgesinin bulunmaması | Belgenin hiç alınmadığı, geçersiz olduğu ya da aracın sınıfına uygun olmadığı | Sürücü belgesi kayıtları ve geçerlilik tarihleri sorgulanmalıdır |
| Olay yerini terk ya da belge düzenlenmemesi | Olay yerinin terk edildiği veya kaza tutanağı, alkol raporu gibi belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranıldığı | Can güvenliği ve sağlık kuruluşuna gitme gibi zorunlu hâl istisnaları ile kazaya hangi Genel Şartlar metninin uygulanacağı incelenmelidir |
| Kasıt veya ağır kusur | Kazanın kasten ya da ağır kusurla meydana geldiği | Sıradan trafik kusuru ya da dikkatsizlik kasıt veya ağır kusur sayılmaz |
| Bildirim yükümlülüğünün ihlali | Kazanın veya size yöneltilen talebin sigortacıya zamanında bildirilmediği ve bunun ödenecek tutarı artırdığı | Rücu yalnızca artan kısımla ve ihlaldeki kusur oranıyla sınırlıdır |
Rücu kime yöneltilebilir? Rücu, sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigortalıya yönelir; Genel Şartlar'a göre sigortalı, poliçe konusu araçta işleten sayılan kişidir. Olay yerini terk gibi sebepler bakımından ise bend, sigortalının kendi davranışlarının yanında sorumlu tutulduğu kişilerin davranışlarını da kapsamına almaktadır. Aracı kullanan kişi işleten değilse, doğrudan kendisine rücu edilip edilemeyeceği tartışmalıdır ve mahkemelerin yaklaşımı farklılaşabilmektedir. Sürücü olarak kendisine rücu edilen kişinin bu savunmayı da değerlendirmesi gerekir.
Rücu edilebilecek tutar. Sigortacı ödediği bedelin tamamını otomatik olarak isteyemez. Kasko rücusunda talep, sigortalının gerçek zararı ve sorumlunun kusur oranıyla sınırlıdır. Trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücusunda ise sigortacı, tazminatın kaldırılmasını ya da azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebilir; bildirim yükümlülüğünün ihlalinde artan kısım ve ihlaldeki kusur oranı esas alınır. Faizin başlangıç tarihi ve türü de talebin bir parçasıdır ve ayrıca denetlenmelidir[cite: 8].
Alkollü ve Ehliyetsiz Kazada Sigorta Rücu Eder mi?
Alkol. Hukuk Genel Kurulu, 22.09.2022 tarihli kararında (E. 2021/468, K. 2022/1143), olay yerini terk eden sürücünün alkollü ya da ehliyetsiz olduğu somut delille kanıtlanamamışken rücuyu kabul eden direnme kararını bozmuştur. Kararda, alkol sebebiyle rücu için kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmiş olması gerektiği, alkollü olmanın tek başına yeterli sayılamayacağı ve ispat yükünün sigortacıda olduğu vurgulanmıştır. Dava 2013 yılında açıldığından karar, 1 Haziran 2015 tarihli Genel Şartlar'dan önceki döneme ilişkindir. İlk derece mahkemeleri münhasırlık incelemesini dosyaya göre yapmakta, kanıtlandığında rücuyu kabul etmektedir; nitekim Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle oluştuğu sonucuna vardığı bir dosyada davayı kısmen kabul etmiştir (30.04.2025, E. 2023/860, K. 2025/403).
Sürücü belgesi. Rücu için belgenin gerçekten bulunmadığının gösterilmesi gerekir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, sürücünün ehliyetli olduğunun anlaşılması üzerine rücu davasını reddetmiştir (17.09.2024, E. 2024/323, K. 2024/840). Bu başlıkta uygulamada şu noktalar araştırılmalıdır: alkol sınırı sürücünün özel, ticari ya da toplu taşıma statüsüne göre değişebilmektedir; ölçümün usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, nefes ölçümünün yanında kan tahlili bulunup bulunmadığı ve rapordaki değerin kaza anıyla uyumu denetlenmelidir. Sürücü belgesi bakımından ise belgenin kaza günü geçerli olup olmadığı, aracın sınıfına uygunluğu ve belgeye el konulup konulmadığı kayıtlardan kontrol edilmelidir. Hangi hâlde olursa olsun sigortacının dayandığı sebebin kazayla illiyet bağı da ayrıca gösterilmelidir[cite: 8].
Olay Yerini Terk Etme Durumunda Sigorta Rücu Hakkı (2026 Genel Şartlar Değişikliği)
Olay yerini terk ve 2026 değişikliği. Bu sebep yeni değildir. Genel Şartlar'ın B.4 maddesi, 1 Haziran 2015'ten bu yana, bedeni hasarlı kazalarda olay yerinin terk edilmesini ya da kaza tutanağı, alkol raporu gibi belgelerin düzenlettirilmemesini ayrı bir rücu sebebi olarak saymaktadır. 12 Haziran 2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik (yürürlük: 1 Temmuz 2026) bu bendi yeniden düzenlemiştir. Yeni metin, bedeni hasar şartını aramadan, her trafik kazasında sigortalının ya da sorumlu olduğu kişilerin olay yerini terk etmesini ya da kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmasını rücu sebebi saymaktadır; dolayısıyla sebep maddi hasarlı kazalara da uygulanabilir hâle gelmiştir. Can güvenliği nedeniyle uzaklaşma istisnası her trafik kazasında, tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme istisnası ise bedeni hasarlı kazalarda geçerlidir. Değişiklikte geçiş hükmü yoktur. Genel Şartlar'ın A.1 maddesi ise Genel Şartlar'ın kaza tarihi itibarıyla uygulanacağını belirttiğinden, 1 Temmuz 2026'dan önceki kazalarda eski metnin esas alınması gerektiği savunulabilir; mahkemelerin bu konudaki yaklaşımı henüz yerleşmemiştir.
Mahkemeler bu sebep bakımından farklı sonuçlara varmaktadır. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, Yargıtay'ın eski içtihadına dayanarak sürücünün olay yerini terk etmesinin tek başına rücu nedeni olmadığını belirtmiş ve davayı reddetmiştir (10.10.2024, E. 2023/745, K. 2024/955). Buna karşılık İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, ilgili bentte sayılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesini rücu için yeterli saymış ve ayrıca alkol ya da ehliyetsizlik ispatı aramamıştır (24.09.2025, E. 2024/396, K. 2025/557). Dolayısıyla bu bent, 2015 sonrası poliçelerde açık bir rücu sebebidir; savunma ise ihlalin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, zorunlu hâl istisnalarının bulunup bulunmadığı ve kazaya uygulanacak metnin belirlenmesi üzerine kurulur[cite: 8].
Sigorta Rücu İcra Takibine (Ödeme Emrine) İtiraz Nasıl Yapılır? (7 Günlük Süre)
Sigorta şirketi icra takibi başlatmışsa borçluya bir ödeme emri gönderilir. Bu belgede alacağın tutarı, faizi ve dosya numarası yazar. Borçlu, ödeme emrini aldığı günden sonra yedi gün boyunca icra dairesine itiraz etmezse takip kesinleşmiş olur (İİK m.62). Kesinleşen takipte alacaklı haciz talep edebilir; banka hesabı, maaş ve araç gibi varlıklar haciz riski altına girer. Bu yüzden yedi günlük süre, rücu savunmasındaki en kritik eşiktir.
Sürenin başlangıcı tebliğ tarihidir. Elektronik tebligat adresi bulunan kişilere ödeme emri bu adrese gönderilir ve kural olarak gönderimi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır; bu nedenle e-Devlet bildirimleri düzenli kontrol edilmelidir. Fiziken yapılan tebligatlarda zarftaki ve tebliğ şerhindeki tarih esas alınır. Kişi, e-Devlet ya da UYAP Vatandaş Portalı üzerinden icra dosyasını, ödeme emrini ve dayanak belgeleri görüntüleyerek alacağın hangi gerekçeyle ve ne tutarda istendiğini kontrol edebilir.
İtiraz, icra dairesine verilen kısa bir dilekçe ya da icra dairesinde tutanağa geçirilen sözlü beyanla yapılabilir. İtirazın gerekçesini ayrıntılı yazmak zorunlu değildir; borca, faize ve gerekiyorsa yetkiye itiraz edildiği belirtilmelidir. Borcun yalnızca bir kısmına itiraz edilecekse, itiraz edilen kısım ve miktar açıkça gösterilmelidir; aksi hâlde itirazın kapsamı tartışmalı kalır ve itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşebilir. Yetki itirazı da aynı süre içinde, itiraz dilekçesinde yapılmalıdır; yapılmazsa yetkisiz icra dairesi sonradan yetkili hâle gelir. Zamanında yapılan itiraz takibi durdurur; alacaklı artık haciz yapamaz.
Süre kaçırılmışsa seçenekler sınırlıdır ama tamamen kapalı değildir. Borçlu haklı bir engel yüzünden süresinde itiraz edememişse, engel ortadan kalktıktan sonra üç gün içinde mazeretini ispat ederek süre sonrası itirazda bulunabilir (İİK m.65). Ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmemişse, tebligattan haberdar olunan günden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yapılabilir (İİK m.16). Takip kesinleşmiş ya da ödeme yapılmışsa menfi tespit ve istirdat yolları da vardır; bunların şartları ve süreleri ayrıca incelenmelidir. Menfi tespit davası, kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz; takibin geri bırakılması için İİK m.72 uyarınca mahkemeden teminat karşılığı tedbir talep edilebilir. Aşağıdaki tablo, aşamalara göre süre ve ilk adımları özetlemektedir:
| Aşama | Süre | İlk adım | Başlıca risk |
|---|---|---|---|
| Rücu ihtarnamesi | Kanuni itiraz süresi yoktur; ihtarnamedeki süre bağlayıcı değildir | Belge istemek, trafik sigortacısına bildirim yapmak, temkinli yazılı cevap vermek | Borç kabulü ya da kısmi ödeme zamanaşımını keser |
| İcra takibi (ödeme emri) | Tebliğden itibaren 7 gün | İcra dairesine itiraz etmek | Süre kaçarsa takip kesinleşir ve haciz başlar |
| Arabuluculuk daveti | Davette belirtilen toplantı tarihi | Toplantıya katılmak ve belge talep etmek | Mazeretsiz katılmamanın yargılama gideri bakımından sonuçları olabilir |
| Dava dilekçesi | Tebliğden itibaren 2 hafta | Cevap dilekçesi vermek; zamanaşımı, kusur, zarar ve rücu sebebi savunmalarını yazmak | Süre geçerse savunma ve delil hakları sınırlanır |
İtiraz Sonrası Ne Olur? İtirazın İptali Davası ve Zorunlu Arabuluculuk
İtiraz takibi durdurur, ancak alacaklıyı alacağından vazgeçirmez. Takibi sürdürmek isteyen sigortacının, itirazın kendisine tebliğ edildiği günden başlayan bir yıllık sürede itirazın iptali davasını açması gerekir (İİK m.67). Bu süre hak düşürücüdür; süre içinde dava açılmazsa takip düşer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir yıllık sürenin itirazın tebliğinden başladığını, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesine göre hesaplanmadığını belirtmiştir (16.09.2024, E. 2024/3074, K. 2024/6421). Dolayısıyla süre geçtikten sonra açılan davada, takibin düştüğü ve itirazın iptali davasının süresinde açılmadığı savunması ileri sürülmelidir.
İtiraz sonrasında sigortacı dava açmadan önce ya da dava sırasında ihtiyati haciz de talep edebilir (İİK m.257). Bu talep, alacağın ve haciz sebebinin yaklaşık ispatını ve teminatı gerektirir; borçlunun mal kaçırdığına ilişkin somut bir delil bulunmuyorsa itiraz edilebilir. Rücu dosyalarında bu yola ancak istisnaen başvurulduğu görülse de, itirazın ardından hesap ve araç kayıtlarının hareketsiz kalacağını varsaymamak gerekir.
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse, itirazın iptali davasından önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). Her rücu dosyası ticari dava sayılmaz; bu konuda mahkemeler dosyanın niteliğine göre karar vermektedir. Kendisine arabuluculuk daveti gelen kişi toplantıya katılmalı, belge talep etmeli ve gerekiyorsa makul bir uzlaşma ihtimalini değerlendirmelidir. Arabuluculuk yapılmadan dava açıldığında ise, ticari dosyada davanın usulden reddi istenebilir; nitekim Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, itirazın iptali için tutanak alan davacının doğrudan ayrı bir alacak davası açması üzerine dava şartı yokluğundan davayı reddetmiştir (06.08.2024, E. 2024/487, K. 2024/435).
İtiraz ederken bilinmesi gereken bir risk de icra inkâr tazminatıdır. Haksız bulunan itiraz hâlinde borçlu, kabul edilen alacağın en az yüzde yirmisi oranında tazminata mahkûm edilebilir. Bu tazminat için alacağın likit, yani yargılamaya gerek kalmadan belirlenebilir olması aranır. Rücu dosyalarında kusur, gerçek zarar ve rücu sebebi çoğunlukla yargılamayla belirlendiğinden mahkemeler bu talebi sıklıkla reddetmektedir. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebi reddetmiştir (03.03.2026, E. 2025/446, K. 2026/212). Yine de tutarın belgeli ve hesaplanabilir olduğu dosyalarda tazminata hükmedilen kararlar bulunmaktadır; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, bilirkişi raporuyla belirlenen tutar üzerinden yüzde yirmi inkâr tazminatı vermiştir (01.10.2024, E. 2023/595, K. 2024/677). Bu nedenle itiraz, gerçek bir savunmaya dayanmalıdır. Öte yandan haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı da borçlunun talebi üzerine tazminata mahkûm edilebilir[cite: 8].
Sigorta Rücu Davasında Savunma Nasıl Yapılır? (Kusur, Zarar ve Zamanaşımı)
Dava dilekçesi tebliğ edildiğinde cevap süresi iki haftadır. Cevap dilekçesinde zamanaşımı, görev ve yetki itirazları ile esasa ilişkin savunmalar topluca ileri sürülmelidir; hâkim zamanaşımını re'sen dikkate almadığından bu itiraz açıkça yazılmalıdır. Savunmanın ana başlıkları şunlardır.
Ödemenin ve halefiyetin ispatı. Sigortacının hakkı tazminatı ödediği anda doğar. Ödeme belgesi, halefiyet ve ibraname belgesi dosyada yoksa ya da eksikse bunlar açıkça savunma konusu yapılmalıdır.
Kusur. Tutanakta yazılı kusur oranı mahkemeyi bağlamaz; bilirkişi raporunda farklı çıkabilir. Kasko rücusunda sigortacı, sorumlunun kusurunu ve zararı kendisi kanıtlamak zorundadır. Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, hasarın davalının kusurundan kaynaklandığı kanıtlanamadığı için halefiyete dayanan davayı reddetmiştir (26.06.2025, E. 2024/95, K. 2025/755). Kendi kusuru kısmi olan kişi, ödenen tutarın tamamından değil, kusuruna isabet eden kısımdan sorumlu tutulabilir. Kaza nedeniyle ceza dosyası varsa, ceza mahkemesinin kusur belirlemesi hukuk hâkimini kural olarak bağlamaz (TBK m.74); bu nedenle ceza dosyasındaki beraat ya da mahkûmiyet kararı, hukuk davasında kusur oranının yeniden tartışılmasına engel olmaz.
Zararın tutarı. Sigortacı, ödediği tutarla sigortalının gerçek zararından düşük olanı isteyebilir. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, araç malikinin sorumluluğunu sigortalının gerçek zararıyla sınırlı görmüştür (03.03.2026, E. 2025/446, K. 2026/212). Ekspertiz raporundaki parça ve işçilik bedelleri, rayiç değer, pert hâlinde hurda bedeli ve değer kaybı kalemleri bu bakımdan denetlenmelidir.
Rücu sebebi ve illiyet. Trafik sigortacısı rücu ediyorsa ileri sürülen sebebin Genel Şartlar'da sayılan sebeplerden biri olup olmadığı, ispat edilip edilmediği ve kazayla bağlantısı incelenmelidir. Bu başlıkta yukarıdaki tablo ve kararlar esas alınır.
Sigortalıyla yapılan işlemler. Kasko rücusunda halefiyet nedeniyle, hasar görenle yapılmış ibra, sulh ya da sorumluluğu kaldıran bir anlaşma sigortacıya karşı da ileri sürülebilir.
Poliçe limiti ve ihbar. Aracın trafik sigortası varsa, sorumluluğun poliçe limiti içindeki kısmı sigortacıya aittir. Bu yüzden ilgili sigortacıya ihbar yapılması, dava açıldığında da dava ihbarının değerlendirilmesi önemlidir.
Davada ayrıca görev ve yetki kuralları dikkate alınmalıdır. Rücu davasının ticari dava sayılıp sayılmayacağı dosyaya göre değişmektedir; davalı gerçek kişi ya da esnaf ise çoğu zaman asliye hukuk, tacir ve ticari işletmeyle ilgili uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir. Yanlış mahkemede görülen dava, görevsizlik kararıyla sonuçlanır. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri ile kazanın meydana geldiği yer mahkemeleri gündeme gelir; sigortacının merkezinin bulunduğu yerde açılmış bir davada, KTK m.110'daki özel yetki kuralının rücu davalarına uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeli ve gerekiyorsa yetki itirazı yapılmalıdır. Sigorta Tahkim Komisyonu ise sigortalı ve hak sahiplerinin sigortacıya karşı başvurduğu bir merci olduğundan, sigortacının rücu davaları mahkemede görülür.
Yargılama gideri. Dava kaybedilirse ya da kısmen kabul edilirse, kabul ve ret oranına göre karşı tarafın vekâlet ücreti ve yargılama giderleri davalıya yükletilebilir; arabuluculuk gideri de yargılama giderleri arasında paylaştırılmaktadır. Bu risk, savunmanın gerçek bir dayanağa oturtulmasının ve uzlaşma ihtimalinin baştan tartılmasının ayrı bir sebebidir[cite: 8].
Sigorta Rücu Alacağında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?
Rücu alacağında süre, rücunun türüne göre değişir. Kanun, trafik kazasında sorumlu olanların birbirlerine yönelttiği rücu talepleri için iki yıllık bir süre öngörmüştür; süre, rücu eden kişinin borcu tamamen ödediği ve kimden isteyeceğini öğrendiği tarihte başlar (KTK m.109/4). Kasko şirketi sigortalının hakkına halef olduğundan, devraldığı haksız fiil alacağında ise aynı maddenin ilk fıkrasındaki iki ve on yıllık süreler gündeme gelir (KTK m.109/1). Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve Türk Ceza Kanunu'ndaki dava zamanaşımı daha uzunsa, tazminat bakımından da bu uzun süre esas alınabilir (KTK m.109/2).
Trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücusunda iki yıllık sürenin mi yoksa genel on yıllık sürenin mi uygulanacağı konusunda görüşler ve içtihat ayrışmaktadır. Bu belirsizlik nedeniyle zamanaşımı savunması, süre geçmiş görünüyorsa mutlaka ileri sürülmelidir. Ancak süre geçmiş görünse bile alacaklının süreyi kesen bir işlem yapıp yapmadığına bakılmalıdır: icra takibi, dava açılması, borçlunun borcu kabulü, kısmi ödeme ya da faiz ödemesi zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar (TBK m.154). Bu sebeple ihtarnameye verilen cevapların ve yapılan ödemelerin içeriği zamanaşımı bakımından önem taşır[cite: 8].
Sigorta Rücu Borcu Ödenmeden Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?
Savunma imkânı zayıfsa ya da dosyanın maliyeti ve riski yüksekse borcun ödenmesi veya sigorta şirketiyle uzlaşılması makul olabilir. Bu durumda yine de bazı noktalar kontrol edilmelidir. Öncelikle ödenecek tutarın hesabı istenmelidir; asıl alacak, faiz, icra masrafı ve vekâlet ücreti ayrı ayrı gösterilmelidir. Faizin başlangıç tarihi ve türü, dosyanın hukuki temeline uygun olmayabilir. İkinci olarak ödemenin hangi dosyaya ve hangi kaleme yapıldığı yazılı belgeyle teyit edilmelidir. Takip başlamışsa ödeme, icra dosyasına ya da dosya vekiline yapılmalı; borcun tamamen ödenmesinden sonra dosyanın kapatıldığına, varsa haczin kaldırıldığına ve başka talep kalmadığına dair belge (ibraname veya feragat) alınmalıdır.
Taksit ya da uzlaşma protokolü imzalanacaksa metindeki ödeme planı, temerrüt hükümleri ve borç ikrarı niteliği taşıyan ifadeler dikkatle okunmalıdır. İmzalanan protokol, sigortacıya ileride hızlı tahsil imkânı verebilir. Uyuşmazlığın zayıf noktaları varsa, örneğin kusur oranı veya zarar tutarı tartışmalıysa, indirimli bir uzlaşma görüşülebilir. Cebri icra tehdidi altında yapılan ödemede ise, borç olmadığı iddia ediliyorsa, geri alma (istirdat) hakkının korunması için ödemenin itiraz kaydıyla yapılması değerlendirilmelidir.
Rücu dosyalarında süreler kısa, tebliğ ve belge işlemleri teknik olduğundan, ödeme emri ya da dava dilekçesi alan kişinin bir avukattan destek alması çoğu zaman sonuca etki eder. Belgelerin dijital ortamda iletilmesi hâlinde, Türkiye'nin her yerinden gelen dosyalar bakımından ön değerlendirme yapılabilir ve vekâlet verilmesi hâlinde dosya UYAP üzerinden takip edilebilir[cite: 8].
Sıkça Sorulan Sorular (SSS) ve Sonuç
Rücu ihtarnamesine cevap vermek zorunlu mu?
Hayır. Cevap vermek zorunlu değildir, ancak sessiz kalmak talebin kabul edildiği anlamına da gelmez. Belge talep eden, borcu kabul anlamına gelmeyen ve temkinli yazılı bir cevap çoğu zaman tercih edilir.
Ödeme emrine itiraz etmezsem ne olur?
Takip kesinleşir ve alacaklı haciz talep edebilir. İtiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür. Süre kaçmışsa gecikmiş itiraz, tebligat usulsüzlüğü şikâyeti, menfi tespit ve istirdat yolları değerlendirilmelidir.
Rücu edilen kişi %100 kusurluysa sigorta şirketi rücu edebilir mi?
Sıradan kusur tek başına trafik sigortacısına rücu hakkı vermez. Rücu için kanunda veya Genel Şartlar'da öngörülen bir sebebin bulunması ve ispat edilmesi gerekir. Kasko sigortacısı ise sorumlu olduğu iddia edilen kişiye halefiyet yoluyla başvurur ve burada kusur oranı doğrudan belirleyicidir.
Alkollü kazada sigorta şirketi rücu eder mi?
Edebilir, ancak alkol varlığı tek başına yeterli değildir. Yargıtay uygulamasında kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmiş olması aranır ve ispat yükü sigortacıdadır.
Kasko şirketi bana mı, yoksa trafik sigortama mı rücu eder?
Kasko şirketi sorumlu gördüğü kişiye ve çoğunlukla onun zorunlu trafik sigortasına başvurur. Size başvuruluyorsa trafik sigortacınıza gecikmeden bildirim yapılmalıdır; poliçe limiti içindeki kısım çoğu zaman sigortacıya aittir. Trafik sigortacısı ise kendi sigortalısına yalnızca rücu sebebi varsa başvurabilir.
Sigorta şirketi mahkeme kararı olmadan hesabıma haciz koyabilir mi?
Hayır. Önce icra takibi başlatılır, ödeme emri tebliğ edilir ve itiraz edilmezse takip kesinleşir; ancak o zaman haciz istenebilir. Mahkemeden alınacak ihtiyati haciz kararı ise ayrı ve istisnai bir yoldur.
Aracı kullanan ben değilsem rücu bana mı yöneltilir?
Rücu, sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigortalıya, yani poliçe konusu araçta işleten sayılan kişiye yönelir. Sürücünün doğrudan sorumlu tutulup tutulamayacağı tartışmalıdır; ancak kasko rücusunda haksız fiil sorumluluğu nedeniyle sürücüye de başvurulabilir.
Olay yerini terk eden sürücüye rücu edilir mi?
Edilebilir. B.4/f bendi, olay yerinin terk edilmesini ve kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlettirilmemesini rücu sebebi saymaktadır; 1 Temmuz 2026'dan itibaren bu sebep maddi hasarlı kazalarda da uygulanabilmektedir. Can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller istisnadır. Kaza tarihine göre uygulanacak metin ve mahkeme kararlarındaki ayrışma için ilgili başlığa bakılmalıdır.
Sigorta rücu davası kaç yıl sonra açılabilir?
Trafik kazalarında tazminat yükümlüleri arasındaki rücu için kanun iki yıllık süre öngörür. Kasko rücusunda devralınan hakkın süresi, trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücusunda ise iki ya da on yıl yönünde görüş ayrılığı vardır. Süre kesilmiş olabileceğinden, zamanaşımı savunması her durumda değerlendirilmelidir.
Rücu borcu taksitle ödenebilir mi?
Sigorta şirketleri uyuşmazlığın durumuna göre taksit ya da indirimli uzlaşma kabul edebilir. Bu durumda imzalanacak protokolün borç ikrarı niteliği taşıyıp taşımadığına ve temerrüt hükümlerine dikkat edilmelidir.
Sonuç
Sigorta şirketinin rücu talebi, ödenmesi gereken kesin bir borç değildir. Sigortacı hem rücu hakkının şartlarını hem de talep ettiği tutarı kanıtlamak zorundadır. Rücu edilen kişi için en önemli adımlar, süreleri takip etmek, belgeleri istemek, borcu kabul anlamına gelecek beyanlardan kaçınmak ve ödeme emri geldiğinde yedi gün içinde itiraz etmektir. Dava açılmışsa zamanaşımı, kusur oranı, gerçek zarar ve rücu sebebinin ispatı gibi savunmalar cevap süresi içinde eksiksiz ileri sürülmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez. Sigorta şirketinden ihtarname, ödeme emri ya da dava dilekçesi alan kişilerin, süreleri kaçırmadan belgeleriyle birlikte bir avukattan destek alması yerinde olur[cite: 8].